Kültür & Sanat

Padişah Gelse Bile O Kapı Açılmazdı! Malatya’daki 400 Yıllık Kervansarayda Yaşanan İnanılmaz Olay...

Malatya’nın tarihi kalbi Battalgazi’de bulunan Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı hakkında ortaya çıkan detaylar şaşkınlık yaratıyor. 1637 yılından beri ayakta duran bu devasa yapının kapısı güneş battığında neden kilitleniyordu? İçerideki misafirlerin güvenliği için uygulanan o "katı" kural neydi? İşte 4 asırlık vakfiyeden çıkan gizli hayat...

Sadece bir taş bina sanıyorduk ama meğer içinde bambaşka bir dünya varmış. Malatya'da her gün binlerce kişinin yanından geçtiği Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı, sadece yolcuların konakladığı bir yer değil, o dönemin en yüksek güvenlikli "bedava" yaşam merkeziydi. IV. Murad’ın silahşoru tarafından yaptırılan bu yapının vakfiyesinde yer alan kurallar, bugün bile modern otelcilik anlayışına taş çıkartıyor.

Güneş Batınca Hayat Duruyordu

Kervansarayın o devasa kapısı sadece hırsızlara karşı değil, bir disiplin sembolü olarak tasarlanmıştı. Vakıf kayıtlarına göre; güneş battığı an kapılar sürgülenir ve gün ağarana kadar dışarıdan kimse içeri alınmaz, içeriden de kimse dışarı çıkamazdı. Hatta anlatılanlara göre, o kapının açılması için çok olağanüstü bir durum (devlet meselesi gibi) olması gerekirdi. Bu kural, içerideki yüzlerce yolcunun malını ve canını korumak için tavizsiz uygulanıyordu.

"Karnı Aç Olan Var mı?" Sorusu

Kervansarayın en etkileyici yanı ise içerideki sosyal adaletti. Her akşam kapılar kapandıktan sonra kervansaray sorumlusu orta yere çıkar ve yüksek sesle sorardı: "Ey ahali! Karnı aç olan, atı yorgun olan, bir şikayeti olan var mı?" Eğer tek bir kişi bile "açım" derse, o sorun çözülmeden kimse istirahate çekilmezdi. Üstelik bu hizmetlerin tamamı, vakıf sayesinde yolculardan tek bir kuruş alınmadan yapılıyordu.

400 Yıllık Mühendislik Harikası

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de bahsettiği bu yapı, sadece sosyal bir merkez değil, askeri bir kale gibi inşa edilmişti. 170 odası, geniş avlusu ve kışlık bölümleriyle Malatya’nın ticari damarı burada atıyordu. Bugün restorasyonla ayakta kalan bu kapı, aslında Malatya’nın misafirperverliğinin 4 asırlık mühürüdür.