Ahmet İlkhan Yetkin, otizm spektrum bozukluğunda erken tanı ve müdahalenin çocukların gelişim sürecinde kritik bir öneme sahip olduğunu belirterek ailelerin erken belirtiler konusunda bilinçli olması gerektiğini söyledi.
Erken çocukluk döneminin özel gereksinimli bireylerin gelişimi açısından belirleyici bir süreç olduğunu ifade eden Yetkin, otizm belirtilerinin erken çocukluk döneminden itibaren gözlemlenebileceğini belirtti. Göz teması kurmama, ismine tepki vermeme, ortak dikkat becerilerinde yetersizlik ve tekrarlayıcı davranışların ailelerin dikkat etmesi gereken önemli işaretler arasında yer aldığını kaydeden Yetkin, belirtilerin her çocukta farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini vurguladı.
Yetkin, “Otizm belirtileri her çocukta aynı şekilde görülmeyebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarının gelişimini dikkatle takip etmeleri gerekiyor. Göz teması kurmama, ismine tepki vermeme, ortak dikkat becerilerinde yetersizlik ve tekrarlayıcı davranışlar erken dönemde fark edilebilen önemli belirtilerdir. Aileler gelişimsel açıdan bir farklılık gözlemledikleri anda zaman kaybetmeden uzman desteğine başvurmalıdır. Çünkü erken tanı ve erken müdahale, çocukların iletişim, dil ve sosyal becerilerinin gelişiminde son derece belirleyici bir role sahiptir. Erken eğitim yalnızca akademik gelişimi desteklemekle kalmaz, aynı zamanda günlük yaşam becerilerinin kazanılmasına, çevresiyle daha sağlıklı ilişkiler kurulmasına ve toplumsal yaşama uyum sağlanmasına da önemli katkılar sunar.” dedi.
“Aileler bilimsel dayanağı olmayan yöntemlere yönelmemeli”
Tanı sürecinin aileler açısından psikolojik olarak zorlayıcı olabildiğini ifade eden Yetkin, bu süreçte kaygı, belirsizlik ve çaresizlik duygularının sık görüldüğünü söyledi.
Yetkin, “Çocuğuna otizm tanısı konulan aileler zaman zaman yoğun kaygı, belirsizlik ve çaresizlik yaşayabiliyor. Bu süreçte ailelerin doğru bilgi kaynaklarına ulaşması ve uzman desteği alması büyük önem taşıyor. Bilimsel dayanağı olmayan yöntemler ailelerin zaman ve enerji kaybetmesine neden olabiliyor. Eğitim dışında mucizevi çözümler aramak süreci olumsuz etkileyebilir. Bugün bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış en önemli yaklaşım nitelikli ve sistemli özel eğitim uygulamalarıdır. Bu nedenle ailelerin enerjilerini ve zamanlarını, çocuklarını özel eğitim sürecine yönlendirmeleri gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Ailelerin eğitim sürecindeki en önemli paydaşlardan biri olduğunu vurgulayan Yetkin, okulda verilen eğitimin ev ortamında da desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Yetkin, “Otizmli çocukların gelişiminde yalnızca okulda verilen eğitim yeterli değildir. Ailelerin sürece aktif katılım göstermesi gerekir. Nitelikli ebeveyn-çocuk etkileşimi, günlük yaşam içerisinde oluşturulan öğretim fırsatları ve ev ortamında sürdürülen destekleyici çalışmalar çocukların gelişimine önemli katkılar sağlar. Eğitim sürecinde okul ve aile iş birliği ne kadar güçlü olursa elde edilen kazanımlar da o kadar kalıcı olur.” diye konuştu.
“Otizmi doğru anlamak kapsayıcı bir toplumun temelidir”
Toplumda otizme yönelik farkındalığın artırılması gerektiğine de dikkat çeken Yetkin, medya ve sosyal platformların bu konuda önemli sorumluluklar üstlendiğini söyledi.
Yetkin, “Otizmin toplum tarafından doğru anlaşılması hem otizmli bireylerin hem de ailelerinin yaşam kalitesini artıracaktır. Medya kuruluşları ve sosyal platformlar farkındalık oluşturma konusunda önemli bir role sahiptir. Kapsayıcı bir toplum inşa edebilmek için otizme yönelik önyargılardan uzak, bilinçli ve empatik bir yaklaşım geliştirmemiz gerekiyor. Her bireyin toplumsal yaşamın doğal bir parçası olduğunu kabul etmek ve fırsat eşitliğini desteklemek büyük önem taşıyor.” dedi.





