Sivas’ta yaşayan Mustafa Arslan, terziliğe henüz çocuk yaşta babasının yönlendirmesiyle başladı. Bir terzinin yanında çırak olarak mesleğe adım atan Arslan, aradan geçen 65 yıla rağmen iğne ve makasını elinden bırakmadı.
Mesleğe başladığı yıllarda hazır giyimin henüz bugünkü kadar yaygın olmadığını anlatan Arslan, vatandaşların kumaşlarını terzilere getirerek kendilerine özel kıyafet diktirdiğini ifade etti. Özellikle köylerde yaşayan vatandaşların kıyafetlerini uzun süre kullanmaya özen gösterdiğini belirten Arslan, eskiyen veya yırtılan elbiselerin atılmak yerine onarıldığını ifade etti.
Terzilerin işi tadilata kaldı
Hazır giyimin yaygınlaşmasıyla birlikte terzilerin çalışma alanının da değiştiğini belirten Arslan, geçmişte sıfırdan elbise diken terzilerin bugün ağırlıklı olarak tadilat yaptığını dile getirdi.
Arslan, “76 yaşındayım, 65 yıldır bu mesleğin içindeyim. Babam beni küçük yaşta terzinin yanına çırak olarak verdi. İlk başta onun isteğiyle başladım ama zamanla mesleğimi sevdim. Eskiden insanlar kumaşını getirir, kendisine uygun elbise diktirirdi. Şimdi ise hazır giyim çok yaygın. Bu nedenle biz daha çok paça ve kol kısaltma, daraltma, boy değiştirme gibi tadilat işleri yapıyoruz” dedi.
“Eskiden kıyafetler yıllarca kullanılırdı”
Geçmişte insanların sahip oldukları kıyafetleri daha uzun süre değerlendirdiğini ifade eden Arslan, ekonomik şartların da tüketim alışkanlıklarında önemli rol oynadığını söyledi.
Özellikle maddi imkanları sınırlı olan vatandaşların eskiyen kıyafetlerini tamir ettirerek yeniden kullandığını anlatan Arslan, “Eskiden bir kıyafet yırtıldığında hemen atılmazdı. Sökülen veya yırtılan yerleri dikilir, gerekiyorsa yama yapılır ve yeniden giyilirdi. İnsanlar ellerindeki kıyafetin kıymetini bilirdi. Şimdi ise hazır giyim nedeniyle alışkanlıklar değişti. İnsanlar yeni kıyafet almayı daha kolay tercih ediyor” diye konuştu.
“Mesleği öğrenmek isteyen gençler azaldı”
Terzilik mesleğinde çırak yetiştirme konusunda da geçmiş ile bugün arasında büyük fark olduğunu söyleyen Arslan, gençlerin eskisi kadar mesleklere yönelmediğini belirtti.
Kendisinin babasının sözünü dinleyerek mesleğe başladığını ifade eden Arslan, “O yıllarda büyüklerin sözünü dinlemek önemliydi. Babam beni terzinin yanına verdi ve ben de başladım. Zamanla mesleği öğrendim. Şimdi ise gençler daha farklı düşünüyor. Çırak olarak meslek öğrenmeye ilgi eskisi kadar yok. Bu nedenle bazı mesleklerin geleceğe aktarılması da zorlaşıyor” ifadelerini kullandı.
İlerleyen yaşına rağmen her gün işinin başına gelen Arslan, 65 yıllık meslek hayatında terziliğin geçirdiği değişime tanıklık ederken, iğne ve makasını bırakmadan mesleğini sürdürmeye devam ediyor.