Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesi, kitap ve yayıncılık içeriklerinin kullanımına ilişkin telif tartışmalarını da beraberinde getirdi. Yapay zekâ modellerinin eğitilmesinde kullanılan eserlerin hangi koşullarda veri setlerine dahil edildiği, hak sahiplerine ödeme yapılıp yapılmadığı ve içeriklerin ticari amaçlarla nasıl değerlendirildiği sektörün önemli gündem başlıkları arasında yer alıyor.
Özellikle basılı kitapların toplu olarak satın alınıp taranarak dijital ortama aktarıldığı ve bazı durumlarda fiziksel nüshaların zarar görebildiği yönündeki iddialar endişelere yol açıyor. Akademik yayınlar ve artık basılmayan nadir eserler için verilen toplu siparişler de tartışmanın odağında bulunuyor.
Nadir Eserlerin Geleceği İçin Endişe
Basın Yayın Birliği Derneği Başkanı Halil Çelik, yayıncılık sektörünün yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılan içeriklerle ilgili yeni bir süreçle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Bir kitabın hazırlanmasının yazar, çevirmen, editör, yayınevi ve tasarımcı başta olmak üzere birçok kişinin emeğini ve ekonomik yatırımını gerektirdiğini vurgulayan Çelik, bu içeriklerin izin ve ücret mekanizması olmadan ticari yapay zekâ sistemlerinde kullanılmasının hak sahipleri açısından sorun oluşturduğunu ifade etti.
Çelik, yayıncıların hangi kitabın hangi yapay zekâ modelinin eğitiminde kullanıldığına ve kullanımın kapsamına ilişkin yeterli bilgiye ulaşamadığına dikkati çekti.
Özellikle nadir ve yeniden basılmayan kitapların dijitalleştirilmesi sırasında fiziksel nüshaların zarar görmesi ihtimalinin kültürel miras açısından da risk oluşturduğunu belirten Çelik, bazı eserlerin tarama işlemleri için parçalanabildiğini söyledi.
Yapay Zekâ İçin Lisanslama Modeli Önerisi
Mevcut hukuki çerçevede eser sahiplerinin çoğaltma, işleme ve yayma gibi mali haklarının korunduğunu hatırlatan Çelik, yapay zekâ eğitimi amacıyla eser kullanımına ilişkin daha açık düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.
Çelik'e göre yapay zekâ şirketlerinin eğitim verilerinin kaynağını belirli standartlarda açıklaması ve ticari kullanımlar için lisanslama ile telif ödeme mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor. Bu sistemin her eser için ayrı sözleşmeler yapılması yerine yayıncılar, yazarlar ve diğer hak sahipleri adına toplu lisanslama yoluyla da uygulanabileceği belirtiliyor.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda yapay zekâ eğitimi amacıyla içerik kullanımının açık biçimde ele alınması gerektiğini dile getiren Çelik, hak sahiplerinin izin verme ve kullanım koşullarını belirleme imkânlarının güvence altına alınmasını istedi.
Yayıncılar Ortak Bir Sistem İstiyor
Sektördeki her yayınevinin büyük teknoloji şirketleriyle tek başına müzakere etmesinin zor olabileceğine işaret eden Çelik, yayıncı birlikleri ve yazar örgütlerinin ortak bir model geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Bu kapsamda eserlerin kime ait olduğu, hangi hakların kimlerde bulunduğu ve yapay zekâ eğitimi için lisanslanıp lisanslanamayacağı gibi bilgileri içeren güvenilir bir veri altyapısının oluşturulması öneriliyor. Lisans sözleşmelerinde kullanım kapsamı, süre, bölge ve ücretlendirme koşullarının açıkça belirlenmesi de önem taşıyor.
Çelik, amaçlarının yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesini engellemek olmadığını, teknolojik dönüşümden yayıncılık sektörünün de yararlanması gerektiğini belirtti. Hak sahiplerinin emeğinin ve içeriklerin ekonomik değerinin korunması halinde yapay zekâ kullanımının yeni bir telif ve lisans geliri alanına dönüşebileceğini ifade etti.



