Yapay zeka teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerinin enerji tüketimi de hızla artıyor. Artan elektrik ve soğutma ihtiyacı, teknoloji şirketlerini Dünya'daki geleneksel veri merkezlerine alternatif olabilecek yeni sistemler aramaya yöneltiyor.

Çocuklar Dijital Dünyada “Kötü” Karakterleri Neden Örnek Alıyor?
Çocuklar Dijital Dünyada “Kötü” Karakterleri Neden Örnek Alıyor?
İçeriği Görüntüle

Bu kapsamda veri merkezlerinin Dünya yörüngesine taşınması fikri yeniden gündeme geldi. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) Başkanı Jared Isaacman'ın 27 Ağustos'ta yapay zekanın artan enerji ihtiyacına karşı veri merkezlerinin yörüngeye taşınmasını önermesi, uzun süredir tartışılan uzay tabanlı veri merkezi fikrini yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.

Veri Merkezlerinin Büyük Bölümü ABD'de

İnternetin fiziksel altyapısının önemli bir bölümünü oluşturan veri merkezlerinde sunucular, ağ ekipmanları, soğutma sistemleri ve yedek güç üniteleri bulunuyor. Yapay zeka kullanımının artmasıyla birlikte bu merkezlerin sayısı ve ihtiyaç duyduğu enerji miktarı da yükseliyor.

Data Center Map verilerine göre dünya genelinde 179 ülkede toplam 12 bin 259 veri merkezi bulunuyor. Bu merkezlerin yaklaşık yüzde 39'u ABD'de yer alıyor. ABD'de 4 bin 767 veri merkezi bulunurken İngiltere 568, Almanya 533, Fransa 393 ve Çin 376 veri merkeziyle sıralanıyor.

Türkiye'de ise 81 veri merkezi bulunuyor. Rusya'da 188, Güney Kore'de 105, İsrail'de 67, Suudi Arabistan'da 61, İran'da 19 ve Kuzey Kore'de 1 veri merkezi olduğu belirtiliyor.

Neden Veri Merkezleri Uzaya Taşınmak İsteniyor?

Yapay zekanın ihtiyaç duyduğu işlem gücünün artması, veri merkezlerinin elektrik tüketimi ve soğutma ihtiyacını da büyütüyor. Büyük bir veri merkezi kampüsünün 100 megavata kadar atık ısı ortaya çıkarabildiği belirtiliyor.

Uluslararası Enerji Ajansına göre küresel veri merkezlerinin 2025'te 485 teravatsaat seviyesine ulaşan elektrik tüketiminin 2030'da yaklaşık iki katına çıkması bekleniyor. Aynı dönemde yapay zeka veri merkezlerinin enerji tüketiminin ise üç katına çıkabileceği öngörülüyor.

Uzay tabanlı veri merkezlerinin en önemli avantajlarından biri güneş enerjisinden uzun süre yararlanabilmeleri olarak gösteriliyor. Ayrıca Dünya'daki tesislere kıyasla geniş arazi ve soğutma suyu ihtiyacının azaltılabileceği değerlendiriliyor.

En Büyük Sorun Isıyı Uzaya Atmak

NASA Jet İtki Laboratuvarı'nda görev yapan astrofizikçi Prof. Dr. Slava G. Turyshev, veri merkezlerinin uzayda kurulmasının teknik açıdan mümkün olduğunu belirtti.

Turyshev'e göre 1 megavatlık bilgi işlem kapasitesine sahip bir veri merkezi için yaklaşık 5-6 bin metrekarelik güneş paneli ve ortaya çıkan ısıyı uzaklaştırmak için 2-3 bin metrekarelik radyatör alanı gerekebilir.

Sistemin yedek parçalar ve ek kapasiteyle birlikte her 1 megavatlık bilgi işlem gücü için 50 ila 75 ton ağırlığa ulaşabileceğini belirten Turyshev, en önemli mühendislik problemlerinden birinin ısının sistemden uzaklaştırılması olduğunu ifade etti.

Uzay Enkazı ve Radyasyon Yeni Riskler Getiriyor

Uzayda kurulacak veri merkezlerinin karşı karşıya kalacağı sorunlar yalnızca maliyet ve enerjiyle sınırlı değil. Uzaydaki radyasyonun işlemcilere ve belleklere zarar verebileceği belirtiliyor.

Geniş güneş panelleri ve radyatörlerin ise uzay enkazı nedeniyle zarar görme ihtimali bulunuyor. Bu nedenle sistemlerin enkaz parçalarının çarpmasına karşı daha dayanıklı ve bölümlere ayrılmış şekilde tasarlanması gerekiyor.

Turyshev, uzay tabanlı veri merkezleri için ilk sonuçların yaklaşık 5 yıl içinde görülmeye başlanabileceğini, güvenilir şekilde çalışan bir uydu ağının ise 7 ila 10 yıl gibi bir sürede mümkün olabileceğini değerlendirdi.

Yapay zekadan uzay teknolojilerine kadar gündemdeki son gelişmeleri ve daha fazla Malatya haberini takip etmek için sitemizdeki diğer içeriklere göz atabilirsiniz.

Kaynak: AA