Buna şöylede diyebiliriz.

Para ve Din ya da dindarlık.
Para kapitalizmi yani insanın maddi yaşam alanını.
Din,insanın manevi yaşam alanını kapsar.
Malum ülkemizde bu her iki olguyu bir arada beraber yaşayan bir toplum.
ekonomi,siyaset,kültür, ticari,sosyal insani tüm ilişkilerin tek belirleyicisi ekonomimizdeki mülkiyet ilişkileri ve tabi bunun tek şekli olan para olgusudur.
Hatta günümüzde bu olgu her şeyde olduğu gibi dini de kendi
kontrolüne almış durumda.
Başka bir tanımla.
Kapitalizm=Özel mülkiyet=onun dolaşım şekli olan para.
Yani.
Para demek kapitalizm demektir.
Yine malum ülke olarak islam coğrafyasında yer alan bir islam ülkesiyiz.
Aslında,her iki olguyu incelediğimizde iç içe değil, yan yana bile uzlaşarak yaşamasını düşünmek eşyanın tabiatına aykırı bir durumdur.
Halbuki günümüz koşullarında
Her iki olgu( yani kapitalizm ve İslam veya para ve din tereddütsüz bütün dinler) bir birini iki zıt kutup gibi ters yönde iten maddi ve manevi yönden iç içe geçmiş olan sosyal ve kültürel olgular olarak yaşamaya,yaşatılmaya çalışılıyor.
Bu doğal toplumsal süreç her toplum için yaşanmış ve yaşanan bir süreçtir.
(Hıristiyanlık yaşadığı süreçte kapitalizme teslim oldu.)
Başka bir deyişle her yönü ile birinin varlığı diğerinin yokluğunu getiren iki uzlaşmaz kutup.
Siz bunu yaşam şekli ve hayat tarzı olarakta düşünebilirsiniz.
Çünkü bu farklılık daha çok bu alanlarda kendisini gösteriyor.
Aslında bu doğal sosyal süreç,dönüşüm biz farkında olmasakta günlük yaşamda hızlı bir şekilde yaşanıyor.
Dün; daha içselleştirerek,yavaş bir şekilde hıristiyan dinin kapitalizm (para)ile yaşadığı süreci bu gün islam dini yaşıyor.
Tek fark hıristiyanlığın evrimleşerek bir anlamda kapitalizmi daha içselleştirerek,daha bir sancısız şekilde kapitalist (para)sisteme entegre olduğu bu süreci islam dini,dolayısı ile toplumu bir anlamda kendi içinde direnerek kapitalizme rağmen var olmaya çalışıyor.
Başarılı olurmu?şu ana kadar kapitalizme rağmen başarılı olan her hangi bir ülke ve toplum yok.
Bu uzlaşmacı çatışmaları,direnci yaratan da kapitalizmin hıristiyanlık ile çatıştığı dönemdeki niteliği ile bu günkü kapitalizmin temel niteliğidir.
Peki nedir bu kapitalizmin temel özeliği haline gelen olgu.
1.Kapitalizmin
Bilim ve teknoloji ile tanışması ile elde ettiği küresel boyut.
2.İslam dini ve toplumunun
a-Hala kültürel ve dini olarak feodal sosyal ilişkilerin etkisi altında oluşu.
b-Ekonomik olarak küresel kapitalizm ile tanışıp onu bir sistem olarak kabullenip uygulaması.
Aynı anda birbirine zıt iki sosyal ve kültürel yaşam şekli.
Günümüzde başta Türkiye,İran ve diğer islam ülke ve toplumlarında meydana gelen irili ufaklı tüm çelişki ve çatışmaların temelinde bu iki farklı yaşam şeklinde kaynaklanan uzlaşmaz çelişki yatmaktadır.
İşin doğasına ters gelen,bu ülke ve toplumlarda iktidar olanların bir yandan kapitalist ekonomik sistemi tüm kurum ve kuralları ile sonuna kadar uygulamaları.
Diğer yandan sosyal,kültürel olarak bu toplumlarda yaygın olarak benimsenip yaşatılmaya çalışılan din ve ondan kaynaklı sosyal alanı korumaya (muhafazakarlık)çalışıyor gibi görünerek dini ve onun yaşam tarzını koruyormuş gibi görünerek bunu politik bir basamak olarak kulanan siyasi iktidarlar.
Yani düşünsel olarak dindarlığı,maddi olarak kapitalizmi uygulamak.
Yani;
Bir yandan küreselleşen kapitalizm ve onun mülkiyet biçimi ile elinde bulundurduğu teknolojik güç.Ve bu devasa güç karşısında dini inançtan kaynaklı sosyal yaşamda gittikçe yoksullaşan geniş bir toplum.
Ve bu toplumun kendi içinde çözemediği çelişkiler karşısındaki çaresizliğin insanların günlük yaşamına yansıması.
Bu temel çelişki eğitim ve kültürel olarak beslenemediği zaman,üstüne üstlük birde kapitalizmin doğası gereği toplumda yarattığı eşitsiz bir gelir dağılımının yarattığı sosyal dengesizlikler insan yaşamını daha çekilmez,içinde çıkılmaz bir noktaya getirince insan doğal olarak iki tercihten birini tercih etmek zorunda kalıyor.
Ya para.Yani kapitalizm.
Ya da din.Ve dinden kaynaklı hayat.
Tereddütsüz bütün dinler ilk ortaya çıkmalarından bu güne kadar bütün aşamalarında insanlar arasında adil ve eşit bir gelir dağılımından yana olduklarını iddia ederler.
Ama unutmayalım ki kapitalizmin(para) temel özelliğide gelir dağılımının;gücü elinde bulunduranların lehine göre düzenlenmesi üzerine kurulu bir sistemdir.
Aslında hayatın hiç bir alanında bir arada beraber yaşanmayan bir çelişki.
Bir insan günlük yaşamında kapitalist sistemin maddi ve manevi bütün şartları altında yaşamaya çalışırken ben manevi olarak etkilenmiyorum diyemez.
Zaten bunun olanağı yok.
Böylesi koşullar altında
hayatını din ve ya dindarlık üzerinde düşünerek yaşamaya çalışan bireyler den oluşan toplumlar kendi içinde kendisi ile en çok çelişki yaşıyan toplumlardır.
Bu doğal ve zorunlu bir toplumsal değişim sürecidir.
Ve bu süreç daha uzun sürece devam edecektir.
Sonuçta bütün diğer dinlerin yaşadığı süreci islam dinide yaşıyacaktır.
Zaten yaşanan koşullar bunu herkese şimdiden gösteriyor.