Gazete köşemizin bugünkü konuğu Malatya’nın gülü Yusuf Gül… Köşemizde yazmayı düşündüğüm konuğumuzun en belirgin özelliği Malatyaspor’un unutulmazlarından olmasıdır elbette. Yusuf Gül’ün bir başka özelliği de Ankara’da yaşıyor olmasıyla başkentte yaşayan ya da yolu düşen her Malatyalının hamisi olmasıdır.
Akçadağlı bir ailenin çocuğu olan Yusuf 1961 yılında Adana’da doğdu. Okul hayatının tamamını Malatya’da tamamladı. Fırat İlkokulu, Atatürk Ortaokulu ve Turan Emeksiz Lisesi’nin ardından İnönü Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümünü bitirdi. Okul hayatı devam ederken semt sahalarında başladığı futbol hayatı onu mahalli kulüplere oradan Malatyaspor’a taşıdı. Başarılı futbolu ile Almanya’nın 1. Lig takımlarından Stutgart takımı ile anlaşmasına dek ulaştı. Malatyaspor, Yusuf’un takımdan ayrılmasına razı olmadı. Bonservisini vermemesi nedeniyle Almanya’da futbol hayali yarım kalan Yusuf, futbolu bırakarak devlet memuru olarak yaşamını sürdürmeye karar verdi.
Yolu Ankara’ya düşen hemşerilerimiz gibi ben de Yusuf Gül’ü ziyaret ederim zaman zaman. Bu görüşmelerimizden birinde hakkında gazete yazısı için duygularını ve görüşlerini not ettim. Malatya’ya döndüğümde bir gün bu yazı için klavye başında iken telefonum çaldı. Baktım arayan hem Malatyalı İş İnsanları Derneği (MİAD) hem de Malatya Eğitim Vakfı (MEV) Ankara Şubelerinin Başkan Yardımcısı Burçin Şahin idi. Malatya’da düzenleyeceğimiz satranç turnuvası hakkındaki gelişmeleri söylemek için aramıştı. Hal hatır ederken o anda gazete köşem için Yusuf Gül hakkında yazı yazdığımı söyledim. Burçin Hanım, Yusuf Abi ve eşi Olcay Hanım ile Ankara’da ailecek görüştüklerini ve onları çok takdir ettiğini söyleyince, Olcay Hanımın eşi ile ilgili duygularını alma imkânı buldum.
Başarılı bir öğrenci olan Yusuf Gül oynadığı güzel futbol sayesinde Malatyaspor yönetiminin ilgisini çekmiş ve Malatyaspor’a forvet oyuncusu olarak transfer edilmiştir. 1980 -1985 yılları arasında başarılı bir performans sergilemiş ve Malatyalıların sevgisini kazanmıştır.
Sohbetimizde Yusuf Gül’ün neler söylediğini kendisinden dinleyelim.
“Lisede okurken semt sahalarında futbol oynamaya başladım. İlk takımım Malatya İdman Yurdu oldu. O tarihlerde namağlup olarak Türkiye 4’lerine kaldık. PTT Spor, Öz Adafı Spor, Köy Hizmetleri Spor, Sümer Spor, Yeşilyurtspor’da ve nihayetinde Malatyaspor’da oynadım. İlk maçım Konyaspor maçı. Sahaya çıktığımda tribünler tıklım tıklım dolu. Ayaklarım titriyordu. Galibiyet gölünü atarak 1 kazak 1 pantolon primini almaya hak kazanmıştım. İlk maçımda galibiyet golünü atmış olmam beni çok sevindirdi. Onları alıp zevkle giymiş, çok mutlu olmuştum.
Memleketimin takımında 1980 – 1985 döneminde forvet oyuncusu olarak yaşadığım günler hayatımın en mutlu dönmelerindendir. 1985 Yılında Almanya’nın Stutgart takımı ile anlaştım. Malatyaspor beni bırakmak istemediğinden bonservisimi vermeyince ben de futbolu bırakarak devlet memuru olmak istedim. Ankara’ya taşındım. İller Bankasında işe başladım.
Ankara’da yaşayan Malatyalılar olarak birlik beraberliğimizi sağlayan güzel dernek çalışmalarında bulunduk. Uzun süre Ankara’daki Malatyalılar Derneğinde müdürlük yaptım. Ankara’daki Malatyalılarla dayanışma sağladık. Şimdi de Mahmut Cücemen ve diğer arkadaşlarımızla birlikte Ankara Yeşilyurtlular Derneğini kurduk. Ankara’daki hemşerimizle birlikte güzel etkinliklerimize devam ediyoruz. Hangi şehirde yaşadığımızın bir önemi yok. Malatyalı olmak bizler için yetmektedir. Eğer bizler bu şehirlerde Malatya’yı temsil ediyorsak, buna uygun hayat sürüyorsak ne mutlu bize.
Hangi inanışta olursak olalım gurbette dayanışma içinde olalım. Birlik beraberlik içerisinde yaşarsak güzel topraklarımızın dışında yaşamak bizi fazla üzmez. Benden önce gelen hemşerilerimin destekleriyle güzel işler yaptık. Malatya'ya hizmet etmek beni gururlandırıyor eğer burada Malatya ve Malatyalı hemşerilerim için bir şeyler yapabiliyorsam ne mutlu bana.
Malatyaspor'da oynamakla memleketime hizmet etmek beni her zaman onurlandırmıştır. Malatya’dan uzakta yaşasam da geldiğim toprakları hiçbir zaman unutmadım, unutmayacağım. Malatyalılara kapımız her daim açıktır. Sizin aracılığınızla hemşerilerime selam ve saygılarımızı sunuyorum.”
Şimdi de Olcay Gül Hanımefendiden eşi Yusuf Gül ile ilgili söylediklerini kendisinden dinleyelim:
“Yusuf'un kız kardeşiyle arkadaştım o sayede tanışarak evlendik. 1985 yılında oğlumuz Özgür dünyaya geldi. 2000 Yılında Ankara'ya taşındık. İlk zamanlar Yusuf'un Ankara'ya alışması çok zor oldu. Malatyaspor’da oynamasından dolayı Malatya'da çok sevilen biriydi. Ben devlet dairesinde görev yapan biriyim. Daireye işleri için yanıma gelenler “Abla sen Kara Yusuf'un eşi Olcay Gül müsün? Derlerdi. Malatya’daki lakabı Ankara’da da devam etti. Yusuf'un Ankara'ya alışması çok zaman aldı. Malatyalılar Derneği'nde görev almasıyla birlikte her daim hemşerileriyle birlik beraberli ortamı oldu böylece aradığı huzuru buldu.
Yusuf benim gördüğüm en merhametli ve insanlara yardım etmeyi çok seven biri. Kendisi de çevresinde çok sevilen biri. Bilmiyorum bu yazıda bahseder misiniz? Haziran ayında akciğer kanserine yakalandı uzun ve zorlu bir tedavi geçirdik. Ekim 2025’de ameliyat oldu ve olmayacak şeyler oldu. Çok şükür ki çok zor bir ameliyat başarıyla geçti. Ben inanıyorum ki onun aldığı dualar sayesinde oldu. Çünkü o kadar çok kişi beni arayıp ona dua ettiğini söyledi ki. Depremde yaptıklarını eşi olarak ben biliyorum. Tüm hemşerilerimiz de ona manevi destek verdiler. Tedavisi devam ediyor sevenlerinin de dualarıyla, Allah'ın izniyle daha da iyi olacak inşallah. Malatyalı tüm hemşerilerimize selam ve saygılarımı sunuyor, size de çok teşekkür ediyorum.”
Yusuf kardeşimize çok iyi bakması, onun hayat kaynağı, derdinin dermanı olmasından Olcay Gül Hanımefendiyi tebrik ediyorum. Biricik evlatları Özgür’le birlikte kendilerine ailecek sağlıklı, huzurlu nice mutlu yıllar temenni ediyorum.
Malatyalıların hafızasında unutulmazlar arasında yer alan Malatya’nın gülü Yusuf Gül’ü tanımamdan ve de kendisini hemşerilerimizin bir kez daha hatırlamasına vesile olduğumdan dolayı çok mutlu oldum. Ailenle birlikte sağlıkla ve huzurla yaşa. Yolun, bahtın açık olsun Sevgili Yusuf.