Malatya’da yıllardır demire şekil veren Yusuf Bayyiğit için sıcak demircilik yalnızca bir meslek değil, dört kuşaktan kendisine ulaşan bir yaşam mirası. Babası, dedesi ve büyük dedesinin ardından bu mesleği sürdüren Bayyiğit, henüz ilkokul yıllarında atölyenin yolunu tutarak başladığı mesleğinde bugün farklı sanat dallarını sıcak demirle buluşturuyor.

7 Yaşında Başlayan Demir Hikâyesi

Bayyiğit,

“Meslek tamamen atalarımızın mesleği. Yani 4 kuşaktan beri süregelen bir mesleğimiz.”

O yıllarda atölyelerde bugünkü teknolojinin bulunmadığını söyleyen Bayyiğit, elektriğin olmadığı dönemlerde körüklerin insan gücüyle çalıştırıldığını, demirlerin ise ustalar ve kalfalar tarafından balyozlarla dövülerek şekillendirildiğini aktarıyor.

Bugün ise şahmerdan gibi makinelerin yanı sıra bilgisayar ve internetten de yararlandığını belirten Bayyiğit, dünyanın farklı yerlerinde yapılan çalışmaları takip edebildiğini ifade ediyor.

Ancak ona göre teknolojinin gelişmesi ustalığın önemini ortadan kaldırmış değil. Demirin nasıl şekilleneceğinin hâlâ ustanın yeteneğine bağlı olduğunu söylüyor.

Adsız Tasarım-46

“Zanaattan Sanat Boyutuna Taşıdım”

Yıllar içerisinde sıcak demirciliği yalnızca tarım aletleri üreten bir meslek olarak görmediğini anlatan Bayyiğit, kendi çalışmalarında farklı bir yol izlediğini belirtiyor.

“Sıcak demircilikte ben demirciliği zanaat olarak bilinen bu mesleği zanaattan sanat boyutuna taşıyarak farklılığı oluşturdum.”

Bayyiğit, tasarladığı eserlerde demirciliğin yanı sıra ressamlık, heykeltıraşlık ve ebru sanatını da bir araya getirdiğini söylüyor.

Demirin üzerine ebru sanatını uyguladığını belirten usta, yaptığı desenlerin kalıcı olduğunu ifade ediyor. Tasarım aşamasının da üretim kadar önemli olduğunu söyleyen Bayyiğit, bazen bütün gününü yalnızca yeni eserler tasarlayarak geçirdiğini anlatıyor.

Untitled Design-8

Gençlere “Meslek Öğrenin” Çağrısı

Sıcak demirciliğin bugün toplum tarafından yeterince tanınmadığını düşünen Bayyiğit, en büyük sorunlardan birinin gençlerin mesleklere yönelik bakışı olduğunu söylüyor.

Yıllar boyunca meslek okullarında seminerler verdiğini anlatan Bayyiğit, gençlere yalnızca üniversite eğitiminin bir hedef olarak gösterilmemesi gerektiğini savunuyor.

“Gençlerimiz işin bilincinde değil, farkında değil. Mesleklerin öneminin farkında değil.”

Kendisinin verdiği kurslara mühendislerden öğretmenlere, kadınlardan çocuklara kadar farklı kesimlerden insanların ilgi gösterdiğini anlatan Bayyiğit, hatta bir metal bölümü profesörünün bile atölyesine gelerek kendisinden pratik bilgi öğrenmek istediğini ifade ediyor.

Bayyiğit, mesleklerin gelecekte hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli kazanımlar sağlayabileceğini düşünüyor.

Adsız Tasarım-47

Malatya’da Arslantepe Rüzgarı: Binlerce Yıllık Tarih Seramikle Yeniden Hayat Buldu
Malatya’da Arslantepe Rüzgarı: Binlerce Yıllık Tarih Seramikle Yeniden Hayat Buldu
İçeriği Görüntüle

Kendi Çocuklarını Da Usta Olarak Yetiştirmek İsterdi

Mesleğiyle ilgili en büyük pişmanlığının ise kızlarını sıcak demircilikle tanıştırmamak olduğunu söyleyen Bayyiğit, geçmişteki düşünceleriyle bugünkü bakış açısı arasında büyük fark olduğunu anlatıyor.

Gelişmiş ülkelerde kadınların da sıcak demircilik eğitimi aldığını belirten usta, bugün olsa kızlarını da bu mesleğe yönlendirmek isteyeceğini söylüyor.

Bayyiğit, mesleğinin kendisine yalnızca maddi kazanç sağlamadığını, farklı insanlarla tanışmasına ve yaptığı çalışmaların geniş kitlelere ulaşmasına da vesile olduğunu ifade ediyor.

Untitled Design-4

UNESCO Unvanıyla Gelen Sorumluluk

Sıcak demircilik alanında UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi olarak tescillenmesini hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendiren Bayyiğit, bu unvanın kendisine büyük bir sorumluluk yüklediğini söylüyor.

Ona göre bu unvan yalnızca kişisel bir başarı değil, Malatya’nın ve Türkiye’nin geleneksel kültürü açısından da önem taşıyor.

Bayyiğit, aldığı unvanın ardından asıl hedefinin mesleği kendisinden sonraki kuşaklara aktarmak olduğunu belirtiyor.

Untitled Design-6

“En Büyük Hedefim Mesleği Gelecek Nesillere Aktarmak”

Dört kuşaktır devam eden mesleğin kendisinden sonra da sürmesini isteyen Bayyiğit, bunun için bir proje hazırladığını anlatıyor.

Hazırladığı projede çocukların ve gençlerin sıcak demircilikle tanışabileceği kapalı bir eğitim alanı oluşturulmasını hedefleyen Bayyiğit, gerekli ekipmanların sağlanması halinde eğitimleri gönüllü olarak vermeye hazır olduğunu belirtiyor.

Projenin ilgili kurumlarla görüşme aşamasında olduğunu söyleyen Bayyiğit, özellikle yetenekli ve meraklı çocukların meslekle tanıştırılmasını istiyor.

“En büyük çabam, en büyük hayalim, en büyük hedefim… Mutlaka ama mutlaka mesleği gelecek nesillere aktarmak.”

Bayyiğit, projesinin hayata geçmesi halinde çocuklara yalnızca demir dövmeyi değil, geleneksel bir mesleğin taşıdığı kültürel değeri de öğretmek istediğini ifade ediyor.

Untitled Design-5

“Ocağın Sönmemesi İçin Sonuna Kadar Kovalayacağım”

Yıllardır sürdürdüğü mesleğin geleceği konusunda zaman zaman kaygı yaşadığını belirten Bayyiğit, buna rağmen mücadelesinden vazgeçmeyeceğini söylüyor.

Kendisinin çocuk yaşta ustalarının yanında yetiştiğini hatırlatan Bayyiğit, bugün aynı imkânların yeni nesillere sunulmasının gerektiğini düşünüyor.

“Ben geleneksel bir sanatı, kültürümüzün en önemli değerlerinden biri olan sıcak demirciliği günümüzde yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak istiyorum.”

Malatya’da dört kuşaktır yanan sıcak demir ocağının geleceğe taşınmasını isteyen Yusuf Bayyiğit, bunun için ihtiyaç duyduğu şeyin büyük yatırımlar değil, gençlere ulaşabileceği küçük bir destek olduğunu ifade ediyor. Usta, hazırladığı projeyi hayata geçirmek ve kendisinden sonra bu mesleği sürdürecek yeni ustalar yetiştirmek için çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Muhabir: Sedanur Kahraman