13 Mayıs 2014 Salı günü, Manisa’nın Soma ilçesinde saatler 15:10’u gösterdiğinde, yerin yüzlerce metre altında Türkiye’nin en büyük sanayi trajedisi başladı. Vardiya değişimi sırasında patlak veren yangın, kısa sürede tüm galerileri zehirli karbonmonoksit gazıyla doldurdu. O andan itibaren Türkiye için zaman durdu; tüm gözler, kulaklar ve dualar maden ocağının girişine kilitlendi. Günlerce süren umutlu bekleyiş, ne yazık ki 17 Mayıs’ta "İçeride kimse kalmadı" açıklamasıyla yerini derin bir mateme bıraktı. 301 madenci, geride yüzlerce yetim çocuk ve siyah sular akan gözü yaşlı eşler bırakarak ebediyete intikal etti.

Faciaya Giden Yol: Uyarılar Neden Duyulmadı?

Soma faciası, aslında geliyorum diyen bir felaketti. Kazadan sadece aylar önce Zonguldak’ta madenciler barikatlar kurarak kötü çalışma koşullarını protesto etmiş, seslerini duyurmaya çalışmıştı. Daha da çarpıcı olanı, facianın gerçekleşmesinden sadece 20 gün önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan "Soma’daki madenlerin güvenliği araştırılsın" önergesinin reddedilmiş olmasıydı.

Dönemin yetkilileri tarafından "örnek işletme" olarak övülen maden ocağında, üretim zorlaması ve düşük maliyet hırsının güvenlik önlemlerinin önüne geçtiği sonradan hazırlanan bilirkişi raporlarıyla tescillendi. Oksijen maskelerinin yetersizliği, sensörlerin hatalı ölçümleri ve tahliye planlarının yokluğu, 301 canın yerin altında hapsolmasına neden oldu.

Sivas’taki O Doğa Harikası Yok Oluyor! Son Görüntüler Kaydedildi
Sivas’taki O Doğa Harikası Yok Oluyor! Son Görüntüler Kaydedildi
İçeriği Görüntüle

Yürekleri Dağlayan Semboller ve Toplumsal Hafıza

Soma denilince hafızalarda sadece rakamlar kalmadı; insanlık onuruna dair unutulmaz sahneler kazındı. Ambulansa bindirilirken hemşireye yöneltilen o titrek sesli soru, "Çizmemi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin" cümlesi, madencinin saf kalbinin ve emeğe olan saygısının nişanesi oldu. Bir başka yanda ise madenci yakınlarının acısı, meydanlardaki protestolar ve ilan edilen üç günlük ulusal yas vardı. Türkiye ile birlikte Pakistan ve KKTC de bayraklarını yarıya indirerek bu büyük acıya ortak oldu.

Adalet Koridorlarında 12 Yıl: Bitmeyen Davalar

Facianın ardından başlayan hukuki süreç, en az kazanın kendisi kadar sancılı geçti. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde yıllarca süren duruşmalarda, aileler her celsede adaletin yerini bulmasını bekledi. İşletme sahipleri ve yöneticileri çeşitli hapis cezalarına çarptırılsa da, Yargıtay’ın bozma kararları ve infaz düzenlemeleri vicdanları tam anlamıyla rahatlatmadı. 2021 yılına gelindiğinde davada tutuklu sanığın kalmaması, "Soma için adalet" çığlıklarının bugün bile sokaklarda yankılanmasının en büyük sebebi haline geldi. Anayasa Mahkemesi’nin kamu görevlilerinin yargılanmasına dair verdiği "yaşam hakkı ihlali" kararı ise, sorumluluk zincirindeki eksik halkaların tamamlanması için bir umut ışığı olarak duruyor.

Bugün Soma: Bir Anma Değil, Bir Yüzleşme

Bugün maden şehitliğinde yine sessizlik ve karanfiller var. 12. yıl dönümünde yapılan anmalar, sadece yitip giden canları yad etmek için değil; iş sağlığı ve güvenliğinin bir lütuf değil, bir insan hakkı olduğunu hatırlatmak için gerçekleştiriliyor. Soma, Türkiye’nin endüstriyel mirasında siyah bir leke olarak kalırken, madenci ailelerinin dik duruşu, benzer acıların bir daha yaşanmaması için en büyük teminat olmaya devam ediyor.

Yerin metrelerce altında ekmek kavgası verirken nefessiz kalan 301 canımızı, 12. yılında rahmet ve minnetle anıyoruz.

Muhabir: Haber Merkezi