Şehit babası Aliseydi Yıldırım ve kızı Leyla Yıldırım, Mehmet Yıldırım’ın hayatına ilişkin bilinmeyenleri anlattı. Baba Yıldırım, oğlunun insanlara yardım etmeyi seven, ailesine bağlı ve vatan sevgisi güçlü bir genç olduğunu belirtirken, kızı Leyla Yıldırım ise ağabeyiyle ilgili yıllardır unutulmayan bir olayı paylaştı.
“Eskiden İnsanlar Birbirini İncitmezdi”
Hayatının farklı dönemlerinden söz ederek konuşmasına başlayan Aliseydi Yıldırım, gençlik yıllarında Elazığ’da yedi yıl yaşadığını ve o dönemde insanların birbirleriyle olan ilişkilerinin bugüne göre daha huzurlu olduğunu düşündüğünü söyledi. Geçmişi anlatırken özellikle insanların birbirlerine karşı daha saygılı olduğunu belirten Yıldırım, bugün yaşanan tartışmaların ve toplumsal gerilimlerin kendisini üzdüğünü ifade etti.
Yıldırım,
Ben gençliğimde Elazığ’da yedi yıl kaldım. O zamanlar rahattık, insanların birbirine karşı davranışı farklıydı. Şimdi televizyonu açmaya bile içim elvermiyor. Her tarafta kavga, tartışma, yolsuzluk haberleri görüyoruz. İnsan ister istemez üzülüyor. Eskiden insanlar birbirini bu kadar incitmezdi. Birbirine sahip çıkardı. Şimdi bakıyorsun, bir kavga, bir yumruk, insanlar birbirine karşı çok sert. İnsanlar artık nereye gideceğini bilemiyor.
dedi.
Toplumda adalet ve düzen anlayışının yeniden güçlenmesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, geçmiş dönemlerde anlatılan adalet anlayışını örnek göstererek,
Eskiler Hz. Ömer’in adaletinden bahsederdi. Benim istediğim de insanların güvenebileceği, adaletinden ve yaptığı uygulamalardan şüphe etmeyeceğimiz bir düzenin olmasıdır. İnsanların birbirine güvenmesi lazım. Bir yerde huzur olacaksa önce adalet olacak. İnsanlar hakkının korunacağını bilirse birbirine de daha farklı davranır
diye konuştu.

“Ben Bir Evladımı Şehit Verdim”
Sohbetin Mehmet Yıldırım’a gelmesiyle birlikte Aliseydi Yıldırım, oğlunun şehadetinden sonra yaşadığı acıyı anlattı. Bir evladını vatan uğruna kaybetmenin tarif edilemeyecek bir acı olduğunu belirten Yıldırım, buna rağmen oğlunun şehit olmasından dolayı gurur duyduğunu ifade etti.
Yıldırım,
Ben bir evladımı şehit verdim. Allah kimseye yaşatmasın. Bir şehit haberi geldiğinde insanın yüreği yanıyor. Ben her şehit haberini duyduğum zaman kendi oğlumu hatırlıyorum. Geceleri uyuyamadığım zamanlar oluyor. Aradan ne kadar yıl geçerse geçsin insan evladını unutamıyor. Onun sesi, konuşması, yaptığı şeyler aklından çıkmıyor. Acı başka bir şey, gurur başka bir şey. Ben oğlumla gurur duyuyorum ama Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın.
dedi.
Mehmet’in kardeşlerine çok önem verdiğini anlatan baba Yıldırım, oğlunun kendi eğitim hayatında okuyamadığı için kardeşlerinin okumasını istediğini belirterek,
Mehmet sürekli kardeşlerine ‘Ben okuyamadım ama siz okuyun, gayret edin, okuyun’ derdi. Onların okuyup bir yerlere gelmesini çok isterdi. Hepsi de onun bu sözünü tuttu, okudu. Şehit olduktan sonra da bizim bir oğlumuz oldu. Onun ismini Mehmet koyduk. Böylece şehit oğlumuzun ismi ailemizde yaşamaya devam etti. Onun adını her söylediğimizde hem acımızı hem de gururumuzu hatırlıyoruz
ifadelerini kullandı.
“Baba, Ben Şehit Olacağım” Sözü
Aliseydi Yıldırım, oğlunun daha genç yaşlardan itibaren insanlara yardım etmeyi seven bir karaktere sahip olduğunu söyledi. Mehmet’in köyde yaşlıların yardımına koştuğunu, ihtiyaç sahiplerine su taşıdığını ve yolda kalan insanlara destek olduğunu anlatan Yıldırım, oğlunun özellikle yaşlılara karşı büyük bir hassasiyet taşıdığını belirtti.
Yıldırım,
Mehmet daha genç yaşta insanlara yardım etmeye başladı. Köyde yaşlı biri varsa gider yardım ederdi. İhtiyacı olan birinin suya ihtiyacı varsa suyunu taşırdı. Yolda işi kalan biri olursa hemen onun yardımına koşardı. Yürüyemeyen yaşlıları sırtında taşıdığı olurdu. İnsanlara karşı vicdanlıydı, vefalıydı. Ben onun bu tarafını çok iyi hatırlıyorum. Daha o zamanlardan belli bir karakteri vardı. Bize karşı da çok düşkündü
dedi.
Oğlunun kendisine söylediği “Baba, ben şehit olacağım” sözünü yıllar geçmesine rağmen unutmadığını dile getiren Yıldırım,
Bana bir gün ‘Baba, ben şehit olacağım’ dedi. Ben o zaman bunu gençlik heycanıyla söylediği bir söz gibi düşündüm. İnsan evladının böyle bir şey söylemesini istemez, üzerinde de fazla durmaz. Ama sonra gerçekten şehit oldu. Şimdi o söz aklıma geldiğinde insanın içi başka türlü oluyor. O zaman söylediği cümlenin ne anlama geldiğini bugün daha iyi anlıyorum. Gerçekten de öyle oldu
diye konuştu.

“O Mezar Beni İçine Çekti” Demiş
Mehmet Yıldırım’ın kardeşi Leyla Yıldırım ise ağabeyinin şehadetinden yaklaşık 40 gün önce yaşanan ve aile tarafından yıllardır unutulmayan olayı anlattı. Bir cenazeye giden Mehmet’in mezar kazıldığı sırada boş mezarlardan birine düştüğünü söyleyen Leyla Yıldırım, ağabeyinin eve döndüğünde yaşadıklarını anlattığını belirtti.
Leyla Yıldırım,
Ağabeyim şehit olmadan önce bir cenazeye gitmişti. O zamanlar iki mezar kazılırdı. Kazılan boş mezarlardan birine yanlışlıkla düştü. Eve geldiğinde burnu kanamıştı, sonra da hastalandı. Bize olayı anlattı ve ‘O mezar beni içine çekti’ dedi. Biz o zaman bu sözün üzerinde durmadık. Kimse böyle bir şeyin gerçekleşeceğini düşünmez. Ama yaklaşık 40 gün sonra o mezara defnedildi. İnsan şimdi geriye dönüp baktığında o sözün ne kadar farklı bir anlam taşıdığını düşünüyor. O gün söyledikleri yıllardır aklımızdan çıkmıyor.
ifadelerini kullandı.
Şehadet haberinin geldiği günü de anlatan Leyla Yıldırım, ailenin ilk anda Mehmet’in hayatını kaybettiğine inanmadığını belirterek,
İlk başta inanmadık. Bize ‘yaralı’ dediler. O kelimeyi duyunca umutlandık. Belki kurtulur, belki geri gelir diye düşündük. Bir insanın kardeşi için böyle bir haberi kabul etmesi kolay değil. Ama daha sonra acı gerçek ortaya çıktı. Olmadı. Böylesi nasipmiş. Biz de onun ardından yaşadığımız acıyla kaldık. Yıllar geçti ama o günün acısı unutulmadı
dedi.
“Bize Plastik Şişelerden Oyuncak Yapardı”
Leyla Yıldırım, ağabeyi Mehmet’in çocukluk yıllarında kardeşleriyle yakından ilgilendiğini ve maddi imkanların kısıtlı olduğu dönemlerde onları mutlu etmek için kendi imkanlarıyla oyuncaklar yaptığını anlattı.
Yıldırım,
Bizim çocukluğumuzda öyle her istediğimiz oyuncak olmazdı. Ağabeyim plastik şişeleri toplardı, onlardan bize oyuncak yapardı. Sonra yaptığı oyuncaklarla bizimle birlikte oynardı. Çocukluğumuzdan kalan en güzel hatıralardan biri budur. Onun bizimle ilgilenmesi, bize bir şeyler yapmaya çalışması hâlâ aklımda. İnsan kardeşini kaybedince onun yaptığı en küçük şey bile çok değerli hale geliyor. Bugün geriye baktığımda onun bize yaptığı o oyuncakları bile büyük bir hatıra olarak görüyorum
diye konuştu.
“Vatan İçin Verdım Ben Evladımı”
Oğlunun ardından şiir yazdığını anlatan Aliseydi Yıldırım, bu şiirin kendisi için oğluna duyduğu özlemin ve şehadetinin ardından taşıdığı duyguların bir ifadesi olduğunu söyledi.
Yıldırım, şiirinden bir bölümü şöyle paylaştı:
“Seviyordum vurdum adını
Genç yaşında alamadım adını
Vatan için verdim ben evladımı
Şehit kanıyla indim ezele”
Oğlunun şehit olduğunu rüyasında gördüğünü de anlatan Yıldırım, kendi babasının yıllar önce kendisine söylediği sözün de hayatında ayrı bir yere sahip olduğunu belirtti. Yıldırım,
Ben onun şehit olduğunu rüyamda gördüm. Kendi babam da bir zamanlar bana ‘Allah senden bir evlat alacak ama yerine bir evlat verecek’ demişti. O zaman bu sözün ne anlama geldiğini bilmiyordum. Sonra hayatımda yaşadığım şeylerle birlikte düşündüm. Allah bir kapıyı kapatırken bir kapıyı açar. Elbette hiçbir şey evladın yerini tutmaz. Bir baba için evladını kaybetmek çok ağırdır. Ama biz yine de Allah’ın takdirine inanıyoruz. Mehmet bizim evladımızdı, bizim gururumuzdu ve şehit oldu. Bundan sonra bize düşen onun hatırasını yaşatmak.
dedi.
Yıllar geçmesine rağmen oğlunun acısını ilk günkü gibi taşıdığını ifade eden Aliseydi Yıldırım, şehit haberlerinin her seferinde kendisine Mehmet’i hatırlattığını söyledi.
Bir evladın acısı unutulmuyor. İnsan hayatına devam ediyor ama o acı hep içinde kalıyor. Bizim tesellimiz onun vatan için şehit olmasıdır. Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın. Ben bir evladımı şehit verdim, Allah kimseye yaşatmasın. Ama sonunda söyleyeceğim yine aynı söz: Vatan sağ olsun
dedi.




