CHP de kongre süreci Kasım ayının ilk haftası ile ilçe ve il kongrelerinin hazırlığı için köy ve mahalle delegelerinin seçimi için başlatıldı.

Kasımın ilk haftası başlangıç, son haftası bu sürecin tamamlanması için son günüydü.
Süreci böylesine uzun tutmalarındaki amaç seçilecek olan kongre delegelerinin ön seçim yolu ile demokratik bir katılımcılık ile seçilmelerinin önünü açmaktı.
Bu yöntem ile hem tüm üye ve adaylara bir fırsat eşitliği yaratılacak, hem parti içi demokrasinin yerleşmesi sağlanacaktı.
İlk bakışta çok doğru ve gayet demokratik bir yöntem gibi kulağa hoş gelen bir yol ve yöntem.
Dışarıdan bakınca bir çok insanı demokratik katılımcılık adına umutlandırıyor da.
Özelliklede Türkiyenin içinde bulunduğu siyasi koşullara bakılınca bunun önemi daha çok artıyor.
Gel gelelim CHP de kongre sürecindeki seçme ve seçilme uygulamaları öncelikle kendi üyeleri ve tabandaki seçmen arasında derin bir hayal kırıklığı yaratıyor.

Çünkü uygulamadaki işleyiş tüm bunların tersi bir şekilde çalışıyor.Yine hep bildik yöntemler, bildik kişiler ile kongrelere gidiliyor.
Ne gençlik var.
Ne kadın.
Yaş ortalaması elli ve üstü emekliler.
Örnek mi?
Doğanşehir deki uygulamayı örneklendirelim.İki dönemdir ilçe başkanlığını yürüten başkan üçüncü dönem için tekrar aday.
İlçede seçilecek delege sayısı 104.
Sayın başkan köy ve mahalle delegelerini hiç bir ön seçim yapmadan kendisi ve yakın arkadaşlarının insiyatifi ile tespit ettirip yazıyor.
Bunların toplamı 80 kişi.
Kaldı ilçe merkezindeki 24 delege.Bunlar için bir ön seçim düzenliyor.
Hemde seçim sürecinin tamamlanmasına iki gün kala.
Ki bu süreye kadar ilçe merkezindeki delegeleri kendileri ile görüşerek zaten yazmış.
Kendisine rakip olarak seçime girecek diğer aday arkadaşın bu süre içinde tüm üyelere ulaşmasının imkânı yok.Tam bir şark kurnazlığı ile.
Yani masa başı delege tespitinin başka bir yöntemi.
Adı ney.üye ye danışma yöntemi.Sandık koyma.Gizli oy açık tasnif gibi üyenin iradesini hiç bir baskıya maruz kalmadan beyan etme imkanı yok.
Halbuki bu parti tüzüğünün şart koştuğu zorunlu bir yöntem di.
Yani parti içi seçimlerde hâlâ 12 eylül anayasasının yaratmış olduğu siyasi partiler yasasında sonuna kadar yararlanılmaya çabası.Halbuki bu partiler yasası, partiler kendi içinde şu,şu nedenlerden dolayı demokratik seçim yöntemleri uygulayamazlar diye bir müeyyide de koymuyor.
Adamın işine gelmeyince işin kolayını bulmuş.
Siyasi partiler yasasına göre!!!
Hani;Geline kalk oyna demişler yerim dar demiş.Yerini genişleymişler bu sefer eteğin dar demiş!
Yani bu cephede bu dönemde de bir değişiklik yok.
Yıllardır bilinen yöntemi farklı bir yöntemmiş gibi dilendirerek farklı,sözüm ona demokratik bir seçim yapılıyor iması verilmeye çalışılıyor.
Sonuç alınırmı?
Senaryoyu hazırlayıp uygulayan dar köhne kafalı kadro belki istediği sonucu kendi konumlarını koruyarak alabilirler.
Her biri yine il ve ilçe başkanlığı koltuğunu koruyarak kendi hanelerine artı bir puan vererek kendilerini ödüllendirebilirler.
Hepsi o kadar.Bundan öteye de şu ana kadar gitmediği gibi bundan sonrada gitmez.
Partiye yine taze bir kan,taze bir enerji akışı olmaz.Ve yine kendi zaferlerini rakiplerinin sonsuz yok olmaları üzerinde elde etmeye çalışırlar ki bu da olmayacak bir hayal.
Yarın yeni partiler kurulur iktidara gelirler.
Bu sefer onlara karşı muhalefet siyasetine devam edilir.
Boşuna dememişler alışmış kudurmuştan beterdir diye.

Partiye sempati ile bakıp biraz bilgi,birikim ve enerjili sempatizan genç,dinamik,aydın kimseleri bu tür uygulamaları ile partiye üye olmaları bir yana kenarına bile yaklaştırmıyorlar.
Anlayış şu;ne kadar az bilgi o kadar kolay yönetim.
Tıpkı AKP iktidarının toplumda uygulayıp siyasi sonuçlar elde ettiği gibi.Oda diyorki ne kadar az eğitimli toplum, o kadar kolay yönetim.
Aradaki fark.
İktidar toplumun geneline uygulayarak sonuç almaya çalışıyor.
Muhalefet kendi içinde uygulayarak sonuç almaya çalışıyor.
Peki bu uygulama İktidar olarak, toplumu nereye getirdi ve nereye götürüyor sonuçlar ortada.
Muhalefeti nereden aldı nereye götürüyor yine sonuç malum.
Gittikçe otoriterleşen bir yönetim modeli ve o moddeli besleyen siyasi partiler.
Ve tabiki her yönü ile yoksullaşarak kaybeden bir halk.