Çeşit çeşit insan var. Her birinin değişik karakter yapısı, ruhsal olgunluk durumu, kültür düzeyi, iletişim anlayışı, söz söyleme ve dinleme alışkanlıkları var. Sorunlar da bir o kadar çeşitli;

Mutluluklar, mutsuzluklar, yalnızlıklar, çaresizlikler var. Her biri için çözüm yolları da o denli birbirinden farklı.

Ancak tüm sorunlara, yaşamın zorluklarına, monotonluğuna, yalnızlık acısına, korku ve endişelere iyi gelen tek ilaç var. Arkadaşlıktan öte gerçek bir dostluk!

Dostumuz kalbimizin ve beynimizin yaşam enerjisidir. Sahip olduğumuz şeyleri paylaşabileceğimiz, inanacağımız ve kendisine zaman ayıracağımız kişidir.

“Dostluk” ekonomik ve sınıfsal farklılıklar gözetmeksizin mutluluğun gerçek tanımıdır.

İnsanın sorunlarının çözülmesi zor bir yumak haline gelmişse tek çaredir iyi bir dost.

Senin ona ne zaman ihtiyacın olduğunu bilir ve anında yanında olur. Bir süre aramazsan da kırılmaz, darılmaz, sevgisi eksilmez. En darda olduğunda ya sesiyle, ya düşünceleriyle ya da hemen yanı başındadır.

Dostluğa ve dostlarımıza sahip çıkarsak, yaşama sevincimize artı güç, enerji kazandırırız mutlu oluruz.

Ünlü düşünür yazar; Oscar Wilde; dostluktaki çok farklı bir erdemden söz eder.

Bir dostun üzüntüsünü herkes paylaşabilir fakat başarılarına içtenlikle sevinmek bir ruh özelliği gerektirir.

Dost, kişinin dünya ile arasında yaşadığı kaçınılmaz çatışmaların yorgunluğunu ve acısını az da olsa azaltır. Dost ile sohbet, yardımlaşma, birbirine güç vermek, farklı düşüncelere sahip olunsa da birbirini olduğu gibi kabul etme, birbiri için var olma yaşama anlam katan özelliklerdir. Yaşamı dar ve sıkıntılı dört duvar arasında kurtarır.

Çünkü dost insan için güvenli bir sığınaktır, sadakattir, paylaşımdır. Yaşamın farkındalık düzeyini renklendiren manevi kapıdır. Dostluk yaşamın umududur.

Dostluk, yaşamın gri, karanlık yönlerine ışık olur, dağıtır. Bireyselliğin yaygınlaştığı, egoların ön planda olduğu ve hızla çoğaldığı bu süreçte, dostluğa sahip çıkmalıyız.

Yaşam sevincimiz, mutluluğumuz arkadaş ve dostlarımızın sayısı oranında artar. Onlara sevgi ve destek vererek gönüllerimizi rahatlatır ve iç huzura kavuşuruz.

Herhangi bir tanıdık ya da arkadaşı geç vakitte ararsak rahatsız olur bunu anlarız. Dost ise, “Derdini anlatmak için neden bu saate kadar bekledin?” diye sorar.

Tanıdık bir tartışmadan sonra her5şeyin bittiğini düşünür. Dost ise sizi tereddüt etmeden ve zaman yitirmeden arar.

Tanıdık, sıkıntınız olmadığında yanınızdadır. Dost ise sıkıntınız olduğunda sizi tek başınıza bırakmaz, dinler, çare arar ve bulur.

Tanıdık, zaaflarını öğrenirse onları kullanabilir, dost ise onları örter ve gidermenize yardımcı olma yolunu tercih eder.

Yalnız üzülerek belirteyim ki, kırk yıllık dostların birbirini yok saydığı, selam bile esirgediği günleri yaşıyoruz. Hesap yapmaktan, çıkar ilişkilerini izlemekten dostluk kurmaya zaman ayıramayanların sayısı hızla artıyor.

Oysa dostluk ya da dostlarımız tam da böylesine, bireysel çıkarların insani duyguların önüne geçtiğimiz günümüz dünyasında insani değerlerimizin, birikimlerimizin, kültürel kimliğimizin çürümesine set çeker.

Günümüzde modern bireylerin ilgi alanları, yükümlülükleri, bakış açıları, kişiliklerinin çeşitliliği dostlar arasında bazı anlaşmazlıklara yol açabilir.

Bunu aşmak için; Hoşgörü, Empati, Anlayış ve Sevgi diyorum…