Çiftçilik, gökyüzüyle yapılmış ve şartları daima doğanın belirlediği en acımasız sözleşmedir. Alın terini toprağa karıştıran adamın gözü hep bulutlardadır. Malatya’da toprağa sevdalı olmak, bir ağacın dalında filizlenen umudu evlat büyütür gibi büyütmek demektir.
BİR YIL BEKLE, BİR DAKİKADA KAYBET
Daha geçen yılın acısı taptazeydi. "Don vurdu" haberiyle kararan o dallara bakıp yutkunan, çaresizce başını eğen üreticimizin o hali gözlerimizin önünden gitmemişti. Bütün bir kış borç harç içinde, sırf "Bu sene ağaçlar tutar, yüzümüz güler" umuduyla geçildi. Tarlaya inildi, ilaç atıldı, budama yapıldı... Tam nefes alacağız, tam emeğin karşılığını göreceğiz derken, dün öğleden sonra o kapkara bulutlar yine şehrin tepesine çöktü.
Gökyüzünden yağan sadece dolu değildi; Malatyalı çiftçinin cebindeki son kuruşu, çocuğunun okul masrafı, kızının çeyiz parasıydı. Bir yıllık sabır, bir dakikalık afete yenik düştü.
7 İLÇE, 20 DEKAR VE RAKAMLARIN ÖTESİNDEKİ HAYATLAR
Haber bültenleri ve resmi kurumlar bunu "7 ilçede yaklaşık 20 dekar alan etkilendi" diye kuru bir cümleyle kayıtlara geçecek. Biz gazeteciler bile bazen bu rakamların büyüsüne kapılıp asıl hikayeyi kaçırıyoruz. O 20 dekar, masa başında oturanlar için küçük bir matematik hesabı olabilir. Ama o toprağı kazan için dünyalara bedel.
O 20 dekarın içinde uykusuz geceler var. Traktörün mazotunu koyabilmek için eşten dosttan istenen borçlar var. Buz parçaları toprağı dövdükçe, camın kenarından tarlasını çaresizce izleyen babanın sessiz gözyaşları var. Haberde 20 dekar yazarsınız geçer biter, ama o yüreklerdeki tahribatın yüzölçümünü hiçbir harita ölçemez.
TESELLİ DEĞİL, OMUZ VERME ZAMANI
Bizim artık çiftçinin sırtını sıvazlayıp "Geçmiş olsun, Allah beterinden saklasın" deyip köşemize çekilme lüksümüz yok. İklim değişiyor, doğa hırçınlaşıyor ve üretici bu kavgada yapayalnız. Geçen sene don, bu sene dolu... Seneye ne olacağını kim bilebilir?
Malatya çiftçisi sadaka istemiyor; emeğinin doğanın insafına terk edilmemesini istiyor. Zarar gören o 7 ilçedeki üreticinin yarası kağıt üzerinde değil, bizzat tarlanın ortasında sarılmalı.
Geçmiş olsun memleketim...