Çocukların sosyal çevre oluşturma biçimleri birbirinden farklı olabiliyor. Bazı çocuklar yeni bir ortama girdiklerinde kolaylıkla iletişim kurarken, bazıları önce çevresini gözlemlemeyi ve kendini güvende hissetmeyi tercih edebiliyor.
Özellikle yeni bir okula başlayan veya sınıfı değişen çocuklarda arkadaşlık kurmak için zamana ihtiyaç duyulabiliyor. Bu nedenle çocuğun kısa sürede arkadaş edinememesinin tek başına bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Burada önemli olan çocuğun bu durumdan nasıl etkilendiği. Çocuk okulda kendisini yalnız, dışlanmış veya mutsuz hissediyorsa ebeveynlerin durumu daha yakından ele alması önem taşıyor.
Ebeveynlerin yaklaşımı büyük önem taşıyor
Çocuğa sürekli “Neden arkadaşın yok?” diye sormak ya da onu başka çocuklarla kıyaslamak, sosyal ilişkiler konusunda üzerindeki baskıyı artırabiliyor. Bunun yerine çocuğun okulda yaşadıklarını anlatabileceği sakin ve güvenli bir iletişim ortamı oluşturulması öneriliyor.
Ebeveynler, çocuğun anlattıklarını hemen çözmeye çalışmak yerine öncelikle onu dinleyebilir. “Bugün okulda seni en çok ne mutlu etti?” veya “Teneffüste kimlerle vakit geçirdin?” gibi açık uçlu sorular, çocuğun yaşadıklarını daha rahat anlatmasına yardımcı olabilir.
Arkadaşlık kurmak için küçük adımlar desteklenebilir
Sosyal ilişkilerde zorlanan çocukların bir anda kalabalık grupların içine girmesini beklemek yerine daha küçük adımlarla desteklenmesi mümkün. Ortak ilgi alanına sahip bir çocukla oyun oynamak, okul dışında kısa bir buluşma planlamak veya çocuğun sevdiği bir sosyal etkinliğe katılmasını sağlamak bu süreçte yardımcı olabilir.
Ancak her çocuğun ihtiyacının farklı olduğu unutulmamalı. Çocuğu istemediği sosyal ortamlara zorlamak yerine onun ilgi alanlarını ve rahat ettiği ortamları dikkate almak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
Uzun süre devam ediyorsa dikkat edilmeli
Çocuğun uzun süre boyunca okulda yalnız kalması, arkadaşlık kuramaması ve bu durum nedeniyle belirgin biçimde mutsuz olması halinde okul öğretmeni veya rehberlik servisiyle iletişim kurulabilir.
Özellikle çocuğun okula gitmek istememesi, sürekli yalnız olduğunu söylemesi, arkadaşları tarafından dışlandığını ifade etmesi veya davranışlarında belirgin değişiklikler görülmesi halinde durumun daha ayrıntılı değerlendirilmesi önem taşıyor.
Arkadaşlık kurmanın bir yarış olmadığı unutulmamalı. Çocukların sosyal gelişimleri farklı hızlarda ilerleyebilir. Ebeveynlerin görevi ise çocukları başkalarıyla kıyaslamak yerine onları dinlemek, ihtiyaçlarını anlamak ve gerektiğinde uygun desteği sağlamaktır.




