31 Ağustos 2026 Malatya Nöbetçi Eczaneler!
31 Ağustos 2026 Malatya Nöbetçi Eczaneler!
İçeriği Görüntüle

Son yıllarda alternatif ve tamamlayıcı tedavilere olan ilginin artmasıyla birlikte sülük tedavisi de yeniden gündeme geliyor. Hirudoterapi olarak da adlandırılan uygulamada tıbbi sülüklerin cilde tutunmasıyla kan emmesi sağlanıyor.

Sülüklerin salgısında bulunan bazı maddeler kanın pıhtılaşmasını etkilediği için uygulama sonrasında kanama bir süre devam edebiliyor. Tıbbi literatürde sülük tedavisine bağlı komplikasyonlar arasında özellikle enfeksiyon, uzun süreli kanama, kansızlık ve alerjik reaksiyonlar öne çıkıyor.

Bu nedenle sülük tedavisinin “doğal olduğu için tamamen risksiz” bir uygulama olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

En Önemli Risklerden Biri Enfeksiyon

Sülük tedavisinde dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri enfeksiyon riski. Bilimsel çalışmalarda sülüklerin taşıyabildiği Aeromonas türü bakterilerin uygulama sonrasında enfeksiyonlara neden olabildiği bildiriliyor. Yapılan bir derlemede enfeksiyon, sülük tedavisiyle ilişkili en sık bildirilen komplikasyon olarak öne çıkıyor.

Bu nedenle uygulamanın steril koşullarda, uygun tıbbi değerlendirme yapılarak ve eğitimli sağlık personeli tarafından gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor.

Kanama Uzun Sürebiliyor

Sülüklerin salgıladığı maddeler kanın pıhtılaşmasını azaltabildiğinden, sülük ayrıldıktan sonra ısırık bölgesindeki kanama normal bir yaraya göre daha uzun sürebiliyor.

Özellikle kanama problemi bulunan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan kişiler açısından bu durum daha fazla önem taşıyor. Güncel bir derlemede de sülük tedavisi öncesinde hastaların pıhtılaşma bozuklukları ve kan sulandırıcı kullanımı açısından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Kansızlık Riski Göz Ardı Edilmemeli

Sülük tedavisinde yalnızca uygulama sırasında kaybedilen kan değil, sonrasında devam eden kanama da önem taşıyor. Özellikle çok sayıda sülüğün kullanıldığı veya uygulamanın uzun süre devam ettiği durumlarda kan kaybı artabiliyor.

Tıbbi literatürde bazı hastalarda sülük tedavisi sonrasında kan nakline ihtiyaç duyulabilecek düzeyde kan kaybı bildirildi.

Bu nedenle kansızlığı bulunan kişilerin veya kanama riski yüksek hastaların uygulama öncesinde mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

Herkese Uygun Bir Tedavi Değil

Sülük tedavisi bazı özel tıbbi durumlarda, özellikle cerrahi sonrasında oluşan toplardamar kaynaklı kan dolaşımı sorunlarında sağlık profesyonelleri tarafından kullanılabiliyor. Ancak bu durum, yöntemin bütün hastalıklar için uygun veya etkili olduğu anlamına gelmiyor.

2024 yılında yayımlanan sistematik bir derleme, sülük tedavisiyle ilgili çalışmaların farklı sağlık sorunlarında çeşitli sonuçlar ortaya koyduğunu ancak uygulamanın komplikasyonlarının da bulunduğunu belirtiyor.

Bu nedenle sosyal medyada veya çevreden duyulan bilgilerle herhangi bir hastalığın tedavisi amacıyla sülük uygulamasına karar verilmemesi gerekiyor.

“Doğal” Olması Risksiz Olduğu Anlamına Gelmiyor

Sülük tedavisi konusunda en büyük yanılgılardan biri, uygulamanın doğal olması nedeniyle herhangi bir yan etkisinin bulunmadığını düşünmek.

Oysa bilimsel yayınlarda sülük tedavisine bağlı enfeksiyon, uzun süren kanama, alerji ve kansızlık gibi komplikasyonlar rapor edilmiş durumda.

Bu nedenle tedavi düşünülüyorsa öncelikle kişinin mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve kanama riski değerlendirilmelidir. Uygulamanın uygun olup olmadığına ise sağlık profesyoneli karar vermelidir.

Uzman Kontrolü Büyük Önem Taşıyor

Sülük tedavisinin bazı tıbbi alanlarda belirli amaçlarla kullanılabilmesi, yöntemin herkes tarafından ve her koşulda uygulanabileceği anlamına gelmiyor.

Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullananlar, pıhtılaşma problemi bulunanlar, kansızlığı olanlar veya bağışıklık sistemiyle ilgili sorunları bulunanların sülük tedavisi konusunda mutlaka hekim görüşü alması gerekiyor.

Herhangi bir tamamlayıcı tedavi yönteminin mevcut bir hastalığın tanı ve tedavisini geciktirmemesi de önem taşıyor.

Muhabir: Zeynep Baran