Arapgir’in Osmanpaşa Mahallesi’nde yükselen Ulu Camii, sadece tarihi dokusuyla değil, kendine has efsanesiyle de dikkat çekiyor. XIV. yüzyıla ait mimarisi ve zarif bezemeleriyle İlhanlılar Dönemi’nden günümüze ulaşan cami, minaresiz oluşuyla merak uyandırıyor. Peki, bu görkemli yapının minaresiz olmasının ardında hangi sır yatıyor?

Efsanenin Perdesi Aralanıyor
Rivayetlere göre, Arapgir’de yaşayan bir papazın kızı gizlice Müslüman olur. Servetini cami inşa ettirmek için kullanmaya karar veren genç kadın, en uygun yeri araştırır ve yüksek, kayalık bir yamaca yapıyı inşa ettirir. İki yıl süren titiz bir çalışmanın ardından cami tamamlanır. Ancak minareyi yaptırma planı, her şeyi değiştirecektir.

Papazın öfkesini öğrenen kız, caminin damından minare temeline atlayarak hayatına son verir. Halk, kızın temiz niyetine duyduğu saygıdan ötürü onu minarenin temeline gömer ve cami, o günden beri minaresiz kalır.
Tarihi ve Mimari Detaylar
- Dönemi: XIV. yüzyıl, İlhanlılar Dönemi
- Konumu: Osmanpaşa Mahallesi, Arapgir
- Özellikleri: Minaresiz cami, L biçiminde mezar, yanındaki tarihi çeşme
- Mimarı: Bilinmiyor

Bu hikâye, sadece Arapgir halkı için değil, Türkiye’nin tarihi camileri arasında merak uyandıran bir sır olarak yaşamaya devam ediyor. Minaresiz caminin gizemi, ziyaretçilerini hem etkiliyor hem de tarihe dair derin bir merak uyandırıyor.




