17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren Marmara Depremi, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük felaketlerden biri olarak kayıtlara geçti. Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli deprem; İstanbul, Yalova, Sakarya, Bolu, Düzce ve çevre illerde de ağır yıkıma neden oldu. Binlerce insanın hayatını kaybettiği deprem, geride yalnızca yıkılmış binalar değil, yıllar boyunca unutulmayan anılar da bıraktı.
Depremi yaşayanların anlattıkları, o gecenin yalnızca birkaç saniyelik bir sarsıntı olmadığını, insanların hayatlarında derin izler bırakan büyük bir travma olduğunu ortaya koyuyor.
“Hamileydim, Öleceğimi Düşündüm”
17 Ağustos 1999 gecesi İstanbul’da depremi yaşayan ve o sırada hamile olan bir depremzede, sarsıntının başlamasıyla büyük bir korku ve telaş yaşadığını anlattı. Deprem sırasında yaşadığı korkuyu anlatan tanık, sarsıntının şiddeti karşısında ne yapacağını bilemediğini ve hayatının sona ereceğini düşündüğünü söyledi.
O dönem hamileydim. İstanbul’da depremi çok şiddetli hissettik. Sallantı başladığında büyük bir telaşa kapıldım. O an gerçekten öleceğimi düşündüm.
dedi.
Deprem sırasında özellikle kendisiyle birlikte karnındaki bebeğinin de hayatını düşündüğünü ifade eden tanık, yaşadığı korkunun yıllar geçmesine rağmen hafızasından silinmediğini dile getirdi.

Gölcük’te Deprem Sonrası Alarm Sesleri Duyuldu
Depremin merkez üssüne yakın bölgelerden biri olan Gölcük’te yaşananlar ise felaketin boyutlarını gözler önüne seren en çarpıcı anlatımlardan biri olarak hafızalarda kaldı. Depremi Gölcük’te yaşayan bir başka tanık, ilçenin büyük bölümünün sular altında kaldığını ve deprem sonrasında yaşanan sessizliğin içinde çeşitli seslerin duyulduğunu söyledi. Tanık, depremden sonraki sabah insanların normal bir iş gününe başlayacakmış gibi kurdukları alarmların çaldığını, ancak birçok kişinin artık hayatta olmadığını anlattı.
Gölcük sular altında kaldı. Depremden sonra sular altında kalan bölgede sesler geliyordu. İnsanlar ertesi gün işe gitmek için alarm kurmuştu. Sabah o alarm sesleri duyuluyordu ama o insanların birçoğu hayatını kaybetmişti.
ifadelerini kullandı.
Bu anının kendisi açısından depremin en ağır ve unutulması en zor görüntülerinden biri olduğunu belirten tanık, yaşananların sıradan bir doğal afetin çok ötesinde olduğunu söyledi.
“Bir Felaketin Eşiğiydi”
Gölcük’te yaşananların yalnızca deprem sırasında değil, sonrasında da büyük bir yıkıma dönüştüğünü anlatan tanık, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin kendisine 17 Ağustos gecesini yeniden hatırlattığını söyledi.
Yaşanılanlar çok zordu. Kahramanmaraş merkezli deprem olduğunda o günleri yeniden hatırladım. İnsanların yaşadığı durum gerçekten çok ağırdı. Bu, insanların hayatında çok büyük iz bırakan bir felaket. Bir felaketin eşiğiydi.
dedi.
Tanık, 1999 depreminde yaşananlarla 2023 depremleri arasında yıllar olmasına rağmen ortak noktanın insanların bir anda hayatlarının tamamen değişmesi olduğunu ifade etti.
“45 Saniyeden Daha Uzun Sürdüğünü Düşünüyorum”
Marmara Depremi’nin resmi kayıtlara göre yaklaşık 45 saniye sürdüğü belirtilse de depremi yaşayanlar için o saniyeler çok daha uzun hissedildi. Depremi yaşayan bir başka tanık ise sarsıntının kendisine 45 saniyeden çok daha uzun geldiğini belirterek, birkaç saniye daha sürmesi halinde hayatta kalmanın mümkün olmayacağını düşündüğünü belirtti.
Depremin 45 saniye değil, daha uzun sürdüğünü düşünüyorum. O an zaman kavramını kaybediyorsunuz. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor. Biraz daha uzun sürseydi kimsenin yaşayabileceğini düşünmüyordum. Ben de öleceğimi düşündüm.
diye konuştu.
Deprem sırasında yaşanan korkunun, sarsıntı sona erdikten sonra da devam ettiğini belirten tanık, insanların uzun süre yeniden bir sarsıntı olacak endişesiyle yaşadığını ifade etti.

27 Yıl Geçti, Korku Hafızalarda Kaldı
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen depremi yaşayanların anlattıkları, felaketin bireysel hafızalarda ne kadar derin iz bıraktığını gözler önüne seriyor.
Bir yanda deprem sırasında hamile olan ve hayatını kaybetme korkusu yaşayan bir kadın, diğer yanda sular altında kalan Gölcük’te deprem sonrasında duyulan alarm seslerini hatırlayan bir tanık ve sarsıntının birkaç saniye daha sürmesi halinde hayatta kalamayacağını düşünen bir başka depremzede…
Üç farklı anlatımın ortak noktasını ise aynı duygu oluşturuyor: Deprem başladığında insanın hayatının birkaç saniye içerisinde tamamen değişebileceği gerçeği. 1999 Marmara Depremi, yalnızca yıkılan binalarla değil, geride kalanların hafızasında taşıdığı korku, kayıp ve çaresizlik duygularıyla da Türkiye’nin en önemli afet hafızalarından biri olmaya devam ediyor.
Malatya Söz olarak, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyor, depremi yaşayan vatandaşların tanıklıklarını gelecek nesillere aktarmanın önemine dikkat çekiyoruz.





