UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Ani Ören Yeri'ndeki arkeolojik kazılarda, Türk-İslam sanatının önemli izlerinden biri gün yüzüne çıkarıldı. Selçuklu Mezarlığı'nda bulunan 51'e 21 santimetre ölçülerindeki bezemeli taşın üzerinde, kufi hatla "Hz. Muhammed" isminin altı kez tekrarlandığı belirlendi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, eserin Mevlid Kandili'nin yaşandığı gün ortaya çıkarılmasının anlamlı olduğunu belirterek, taşın Selçuklu döneminin inanç dünyasına ve sanat anlayışına ışık tuttuğunu ifade etti.
Malatya Ulu Camii'deki Motifle Benzerlik Dikkat Çekti
Kazılarda ortaya çıkarılan taşın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise üzerindeki süsleme düzeninin Malatya'daki tarihî bir eserle benzerlik taşıması oldu.
Sekiz köşeli yıldız motifinin çevresinde kufi yazı kuşağının kullanıldığı bezeme düzeninin, 1224 tarihli Malatya Ulu Camii'nde de görüldüğü bildirildi. Aynı süsleme anlayışının Tercan'daki 1191 tarihli Mama Hatun Kümbeti, Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii ve Konya'daki Tahir ile Zühre Mescidi gibi önemli yapılarda da bulunduğu belirtildi.
Bu benzerlik, Anadolu'nun farklı noktalarında Selçuklu döneminde kullanılan mimari ve süsleme anlayışının ortak özelliklerini göstermesi açısından önem taşıyor.
Kabartma tekniğiyle hazırlanan eserin yalnızca yaklaşık yarısının günümüze ulaşması nedeniyle, taş üzerinde bugün "Hz. Muhammed" isminin üç tekrarı görülebiliyor. Ancak uzmanlar, eserin tamamında bu ismin altı kez tekrarlandığını belirtiyor. Taşın, Selçuklu Mezarlığı'ndaki kümbetlerden birine ait mimari parça olduğu değerlendiriliyor. Eserin, Ani'nin Türk-İslam kimliğini ve dönemin mezarlık kültürünü yansıtan önemli bir arkeolojik belge olduğu ifade ediliyor.
Ani'den Malatya'ya Uzanan Selçuklu İzleri
Sultan Alparslan'ın 1064 yılında fethettiği Ani, Türklerin Anadolu'daki tarihinin önemli başlangıç noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Bölgede sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılan Selçuklu Mezarlığı'nın Anadolu'nun ilk Türk-İslam mezarlığı ve ilk Türk şehitliği olduğu belirtiliyor.
Ani'deki buluntular, Malatya'daki tarihî yapılarla birlikte değerlendirildiğinde Selçuklu döneminin Anadolu'daki kültürel ve mimari etkisinin genişliğini de gözler önüne seriyor.




