Şanlıurfa’daki tarihi çarşıda geleneksel marangozluk mesleğini sürdüren ustalar, el işçiliğinin değerini korumak için çalışmalarına devam ediyor. Seri üretimle hazırlanan ürünlerin piyasada yaygınlaşmasına rağmen ustaların elinden çıkan ahşap ürünler de ilgi görmeyi sürdürüyor.
Atölyelerde ekmek tahtası, doğrama tahtası, oklava, merdane, süs eşyası, tahta beşik, işlemeli kapı, çeyiz sandığı ve ayna gibi birbirinden farklı ürünler hazırlanıyor. Müşterilerin taleplerine göre özel tasarımlar da yapan ustalar, her üründe el emeği ve yılların birikimini ortaya koyuyor.
“ÇİN TEKNOLOJİYLE İNSAN GÜCÜNE İHTİYACI AZALTTI”
Çarşı esnafından marangoz ustası Bedih Karataş, uzun yıllardır mesleğini sürdürdüğünü belirterek geleneksel üretimin teknoloji karşısında giderek zorlaştığını söyledi.
1976 yılında çarşıda çalışmaya başladığını ve burada el işçiliğine dayalı üretimin yıllardır devam ettiğini anlatan Karataş, atölyesinde bulunan ürünlerin tamamını kendi emeğiyle hazırladığını ifade etti.
Fabrikalaşmanın yaygınlaşmasıyla el yapımı ürünlerin geri planda kalmaya başladığını dile getiren Karataş, Çin’in üretim teknolojilerindeki gelişiminin de sektörü etkilediğini belirtti. Teknolojinin insan gücüne duyulan ihtiyacı önemli ölçüde azalttığını söyleyen Karataş, işlerinin her geçen gün zorlaştığını ancak gücü yettiği sürece mesleğini sürdürerek üretmeye devam edeceğini kaydetti.
EL YAPIMI ÜRÜNLERE İLGİ SÜRÜYOR
Marangoz ustası Mehmet Aleş ise atölyesinde ekmek tahtası, merdane ve el yapımı çerezlik tabakları hazırladıklarını belirtti. Geleneksel üretimin devam etmesinden memnuniyet duyduklarını ifade eden Aleş, mesleğin en önemli sorunlarından birinin çırak yetişmemesi olduğunu söyledi.
El emeğiyle hazırlanan ürünlerin hâlâ müşteriler tarafından tercih edildiğini belirten Aleş, ilginin devam etmesinin kendilerini mutlu ettiğini dile getirdi.
“MÜŞTERİ NE İSTERSE ONU YAPIYORUZ”
Marangoz ustası Ahmet Demir de geleneksel marangozluğun emek isteyen bir meslek olduğunu ancak kendileri için severek yaptıkları bir iş olduğunu söyledi.
Atölyelerde oluşan toz ve dumanın mesleğin zorlu yanlarından biri olduğunu belirten Demir, buna rağmen ahşaba şekil vermekten keyif aldıklarını ifade etti. Kıyma tahtası, kürsü, ekmek tahtası ve çocuk beşiği gibi ürünler hazırladıklarını anlatan Demir, müşterilerin istekleri doğrultusunda farklı çalışmalar da yaptıklarını kaydetti.
USTALARIN EN BÜYÜK ENDİŞESİ ÇIRAK YETİŞMEMESİ
Şanlıurfa’da geleneksel marangozluğu yaşatmaya çalışan ustalar, mesleğe yönelik ilginin tamamen kaybolmadığını ancak yeni neslin bu alana eskisi kadar yönelmediğini belirtiyor. Ustalar, mesleğin devamlılığı için gençlerin el sanatlarına yönelmesinin ve çıraklık geleneğinin sürdürülmesinin önemine dikkat çekiyor.
Teknolojik üretimin hızla yaygınlaştığı günümüzde yılların ustalığıyla hazırlanan ahşap ürünler, geleneksel zanaatın değerini korumaya devam ediyor. Ustalar ise hem üretmeyi hem de öğrendikleri mesleği gelecek kuşaklara aktarmayı istiyor.