Türkiye’de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yeni düzenleme için geri sayım başladı. 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal ağ sağlayıcılarında hesap açmasını ve kullanmasını engellemeyi öngören uygulama, 1 Kasım 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek. Ancak yasağın çocukları sosyal medyadan tamamen uzaklaştırıp uzaklaştıramayacağı tartışılıyor.
Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) tarafından Eylül 2026’da yayımlanan “Çocukların Sosyal Medyaya Erişimi” başlıklı rapor, farklı ülkelerdeki uygulamaların sonuçlarını ele aldı. Raporda özellikle Avustralya’daki veriler, hesapların kapatılması ile çocukların sosyal medya kullanımının sona ermesinin aynı anlama gelmediğini ortaya koydu.
Türkiye’de Sosyal Medya Yasağı 1 Kasım’da Başlıyor
Türkiye’de 1 Mayıs 2026’da yayımlanan 7578 sayılı Kanun, sosyal ağ sağlayıcılarına 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunulmaması ve yaş doğrulama başta olmak üzere gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınması yönünde yükümlülükler getiriyor.
10 Ekim 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikle uygulamanın ayrıntıları da belirlendi. Buna göre 15-18 yaş grubuna yönelik hizmetlerde de bazı kısıtlamalar uygulanacak. Hesapların varsayılan olarak gizli olması, mesajlaşma özelliklerinin sınırlandırılması ve canlı yayın gibi özelliklere erişimin engellenmesi öngörülüyor.
Mevcut hesapların doğrulanması için belirlenen son tarih ise 31 Mart 2027 olarak açıklandı.
Avustralya’da Milyonlarca Hesap Kaldırıldı
16 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesini 10 Aralık 2025’te uygulamaya koyan Avustralya’da, platformların bildirimlerine göre Mart 2026’ya kadar yaklaşık 4,7 milyon hesap kaldırıldı, devre dışı bırakıldı veya kısıtlandı.
Ancak bu sayı, sosyal medyayı kullanan çocukların sayısını değil, işlem yapılan hesapları gösteriyor. Bir çocuğun birden fazla hesabı bulunabileceği için verilerin doğrudan çocuk sayısı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
EDAM raporunda yer verilen ebeveyn anketinde, kapsama giren platformlarda hesap sahibi olduğunu bildiren çocukların oranının düzenleme öncesindeki yüzde 49,7 seviyesinden yüzde 31,3’e gerilediği aktarıldı.
Çocukların Sosyal Medya Kullanımı Tamamen Bitmedi
Avustralya’daki araştırmalar, hesap sahipliğinde düşüş yaşanmasına rağmen çocukların sosyal medya kullanımının devam ettiğini gösterdi. Temmuz 2026 itibarıyla 4 binden fazla çocuk ve aileyi kapsayan eSafety araştırmasının ilk sonuçlarında, hesap sahipliği oranı yüzde 52,4’ten yüzde 42,1’e gerilerken herhangi bir sosyal medya platformunu kullandığını bildirenlerin oranı yüzde 85,9’dan yüzde 81,5’e düştü.
Yasak öncesinde Facebook, Instagram, Snapchat veya TikTok kullanan 16 yaş altı çocukların önemli bir bölümünün hesaplarını kullanmayı sürdürdüğü de araştırmalara yansıdı. Erişimi devam eden çocukların yüzde 66,8’i, kullandıkları platformun yaşlarını sormadığını belirtti.
Bu veriler, hesapların kapatılmasının çocukların sosyal medya kullanımını tek başına sona erdirmeyebileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte araştırmaların erken dönem sonuçları olduğu ve düzenlemenin uzun vadeli etkilerini değerlendirmek için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Fransa’daki Karar Yaş Doğrulama Tartışmasını Gündeme Getirdi
Çocukların sosyal medya erişimine yönelik kısıtlamalar Avrupa’da da hukuki tartışmalara konu oluyor. EDAM raporunda, Fransa Anayasa Konseyinin 14 Ağustos 2026’da 15 yaş altına yönelik yasak düzenlemesinin temel maddesini iptal ettiği aktarılıyor.
Kararda çocukların korunması meşru bir amaç olarak değerlendirilirken düzenlemenin kapsamı, ebeveynlere izin verme olanağı tanımaması ve yaş kanıtı talebinin genişliği konusunda orantılılık sorunlarına dikkat çekildi.
Fransa’daki karar Türkiye için doğrudan bağlayıcı değil. Ancak yaş sınırlarının uygulanması sırasında çocukların korunması ile kişisel verilerin ve hakların güvence altına alınması arasındaki dengenin önemini ortaya koyuyor.
Uzmanların Gündeminde Yaş Doğrulama ve Veri Güvenliği Var
EDAM raporuna göre sosyal medya kısıtlamalarının başarısı yalnızca yaş sınırına değil, yaş doğrulama sistemlerinin nasıl çalıştığına da bağlı. Kimlik bilgilerinin gereksiz yere toplanmaması, kişisel verilerin korunması ve hatalı yaş tespitlerine karşı itiraz mekanizmalarının kurulması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Raporda, platformların kullanıcının kimlik bilgilerini doğrudan öğrenmesi yerine yalnızca yaş koşulunu karşılayıp karşılamadığına ilişkin doğrulanmış bir sonuç alması öneriliyor. Ayrıca e-Devlet’in tek doğrulama yöntemi olmaması ve çocukların daha az denetlenen dijital ortamlara yönelme ihtimalinin izlenmesi gerektiği belirtiliyor.
Avustralya örneği, sosyal medya yasağının etkisini ölçerken yalnızca kapatılan hesap sayılarına bakmanın yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Türkiye’de 1 Kasım’da başlayacak uygulamanın çocukların kullanım alışkanlıklarını, yaş doğrulama sistemlerini ve dijital güvenliği nasıl etkileyeceği ise uygulama sonuçlarıyla daha net ortaya çıkacak.
Türkiye’deki yeni düzenleme ve dijital dünyadaki gelişmeler hakkında daha fazla bilgi için Malatya haber ve Malatya haberleri içeriklerimizi takip edebilirsiniz.




