Dil, insanın düşünce evrenidir.
İnsan, dille kendini var eden bir varlıktır. İnsanlık tarihi neredeyse dilin tarihidir. Konuşmanın insanlık altyapısına kattığı değerin yanısıra, yazının bulunmasıyla birlikte “hafıza” güvence altına alınmıştır. Birikim, tecrübe ve geçmişin bütün renkleri, düşleri, anlatıları medeniyetin kurucu değerleri bu sayede var olmuştur.
Dil, düşüncenin ifadeye kavuştuğu bir sistemdir. Bu sistem insanlığı özetlemektedir. Dil teorilerine bakıldığında insanın bir “dil öğrenme altyapısıyla” doğduğu anlaşılmaktadır. Öğrenmenin bu sistematik yapı içinde gerçekleştiği artık biliniyor.
Dilin, insana ilişkin biricik bir düzen olduğu unutulmamalıdır. Aksan(1999,s.13)’a göre “dil, sözlü ve yazılı olarak iletişimde kullandığımız, doğduğumuzda hazır bularak edinmeye başladığımız, doğrudan doğruya insana özgü, çok güçlü, büyülü bir düzendir; düşünme ve düşünüleni aktarma dizgesidir.” Düşünmenin düzeni, kavramsal olarak da iyi bilinmelidir. Dil becerilerinin eğitim ortamlarında öğrenilmesi ve bu öğrenme çeşitliliğinin sağlanması gerekir.
Eğitim sisteminde dil becerileri kritik bir öneme sahiptir. PISA sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde ülkemizde dil becerileri konusunda son 3 yıl içinde bir gelişme olduğu açıktır. Ancak, dil becerileri alanının geliştirilmesi konusunda da çıkarımlar yapılmalıdır.
Sınıf öğretmenlerinin eğitim içindeki özel konumları ve öğrencilerin en çok rol model olarak alınmaları onları öncelikli duruma getirmektedir. Dolayısıyla dil becerilerinin geliştirilmesi konusunda sınıf öğretmenlerinin ortaya koydukları performans, öğrencilerin tüm eğitim hayatlarını etkilemektedir. Dinleme, konuşma, okuma ve yazma alanlarında en büyük izdüşüm sınıf öğretmenlerine aittir. Bütün bu dile getirilen konular ışığında bir Dil Becerileri Çalıştayı ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.
Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde İnönü Üniversitesi işbirliği içerisinde hazırlanan “İlkokulda Dil Becerileri” Çalıştayı 20-21 Kasım 2019 tarihinde bir otelde yapılmıştır. “İlkokulda Dil Becerileri” konulu çalıştay temel eğitim düzeylerinde ilkokul öğrencilerin dil öğrenme sürecine yöneliktir. İlkokullarda Türkçe öğretimi açısından belirlenen beş alanda yapılan çalışmada “dinleme, konuşma, okuma, yazma ve ilkokuma” alanlarına yönelik birer oturum düzenlenmiştir. Çalıştay kapsamında katılımcıların beyin fırtınası, tartışma, müzakere gibi yöntemler uygulayarak oturumda masalar için oluşturulan masa tespit formuna bağlı olarak (Problem Alanları/ sorunlar, Çözüm Önerileri, Projeler, Hedefler, Riskler, Tedbirler, Sonuç ve Öneriler) görüş alışverişinde bulunmuşlar ve tartışma sonrasında verileri istenen belgelere dijital olarak doldurmuşlardır.
Dinleme becerilerine yönelik ilkokulda dinlemeyi ve izlemeyi etkileyen faktörler, dinleme becerisinin stratejilerle öğretimi, dinleme türlerinin ilkokulda kullanma durumları gibi konular ele alınmıştır. Katılımcılar dinlediğini anlamaya, dinleme becerisini geliştiren etkinliklere, bu beceriyi geliştirecek ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarına yönelik önerilerde bulunmuşlardır.
Konuşma becerisi her ne kadar sık kullanılsa da okullarda beceri olarak ele alınmadığı, hazırlıklı konuşma ve hazırlıksız konuşmalarda öğrencilerin istenilen seviyede olmadığı, konuşma bozukluklarına yönelik hataların tespit edilerek düzeltme yoluna gidilemediği ifade edilmiştir. Konuşmanın bir beceri olarak ele alınması konusunda sınıf öğretmenlerin mesleki eğitimle desteklenmesi, öğretim programında konuşma ile ilgili kazanımların arttırılması, etkili ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin uygulanması konusunda öneriler geliştirilmiştir.
Okuma becerilerine yönelik öğrencilerin sözcük dağarcığını geliştiren çalışmaların ele alınmasının önemi vurgulanmıştır.
Okumanın bir kültür olarak geliştirilmesi, okuma güçlüklerinin giderilmesine yönelik uygulama adımlarının tespit edilmesi, okuduğunu anlama durumlarının geliştirilmesi katılımcıların üzerine tartıştığı en önemli konu başlıklarıdır. Okuma kazanımlarının yeterli olduğu ancak okuma becerisini geliştirmeye yönelik etkinlik örneklerinin zenginleştirilmesi ve okuma becerisinde kullanılan ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarının çeşitlendirilmesi önerilmiştir.