1982’den 1989’a dek adı Malatyaspor’la özdeşleşmiş sporcudur Oktay Çevik. Maçlara bizzat giden, televizyondan, gazetelerden takımını takip edenlerin ilgi odağı olması doğaldır. Öyle ki, futbol ile haşır neşir olmayan tüm Malatyalıların da tanıdığı, takdir ettiği, ilgi ile takip ettiği futbolcudur Oktay Çevik.

Atatürk’ün, “Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim” dediği tanıma uyan bir sporcudur Oktay Çevik. Ahlaklı kişiliğiyle, zeki oluşuyla ve soyadında da ifadesini bulduğu gibi çevikliğiyle Türk spor camiasının her zaman ilgi odağında olmuştur Oktay Çevik.

Her sezon en az 15 üstü sayıda gol attı. 20’nin üstünde gol attığı sezonlar da oldu. 17 – 18 gol ortalaması ile Malatyaspor’a çok büyük katkı sağladı. Yaşamı ve kişiliği ile dikkatleri üzerinde toplayan Oktay, Malatyalılarla bütünleşti, yedisinden yetmişine herkesin hafızasında unutulmazlar arasında yer aldı.

Futbolcular, transferlerinde ilginç durumlar yaşayabilir. Oktay’ın Malatyaspor’a transfer öyküsü çok ilginç. Transferi kıl payı ile kaçırma ihtimali olmuş, adeta bir mucize eseri transferi gerçekleşmiş... Sonraki sezonlarda takımlarında oynamak isteyen futbolcuların bu istekleri her zaman gerçekleşmeyebilir. Yöneticiler bir futbolcuyu takımdan göndermeyi planlamış ise, sporcu sevdiği takımından ayrılmak durumunda kalabilir. Kulüp yöneticileri Oktay’a, gelecek takımda olmayacağını söylemişler. Öyle bir şey olmuş ki, Oktay bir sonraki sezon Malatyaspor’da oynamaya devam etmiş. Nasıl mı olmuş bu durum? Aynen Malatyaspor’a transferi zamanındaki gibi gene kıl payı olmuş. Gene bir mucize eseri gerçekleşmiş Malatyaspor’da oynamaya devam etmesi.

Malatyalıların unutulmazı Oktay Çevik hakkında gazetemizde yazmak isteyince, kendisiyle telefonla görüştük. O kadar çok anısı var ki Malatya ile ilgili. Bakalım hangi anılarını anlatmış bize. Bundan sonrasını kendi anlatımıyla devam edelim.

“Benim Malatya'daki hayatım mucizelerle dolu. Erzurum'dan Malatya'ya transfer için geldim. Görüşmemi yaptım ve takımla anlaştım. Hemen Erzurum'a gidip bonservisimi alıp, aynı gece Malatya’ya gelen otobüse binip, ertesi gün Malatya’da olmam gerekiyordu. Çünkü ertesi gün transferin son günü idi. Bonservisim ile Malatya’da olursam transferim gerçekleşecekti. Aksi halde boşta kalacaktım. O gece otobüs terminaline geldim. Erzurum’a giden tek otobüs firması Dadaş Turizm idi. Üstelik de başka ilden gelip, Malatya’daki yolcuları alıp gidiyor. Çok uykusuzdum. Terminalde otobüsü beklerken uyuya kalmışım. Bir uyandım ki otobüs gelmiş ve gitmiş. Şok oldum. Üzgün halimi gören ve birbirimizi tanımadığımız bir otogar çalışanı üzüntümün sebebini sordu. Durumumu anlattım. O zaman cep telefonu da yok, haliyle otobüs şoförüne ulaşmamızın imkânı da yok. Otogar çalışanı, hemen arabasını çalıştırdı ve otobüsü nerede yakalayacağımızı merak ederek yola çıktık. O zaman 1981 yılıydı ve sıkıyönetim vardı. Otobüsleri şehir çıkışında durdurma ve arama uygulaması vardı. Polislerin otobüsü durdurduğunu ve arama yapıldığını gördük. Böylece otobüse yetiştim. Hayatımda ilk kez gördüğüm ve adının Değer Taştekin olduğunu öğrendiğim bu yardımsever Malatyalı sayesinde transferim yetişti.