Haziran ayının o tatlı telaşı ve iç ısıtan güneşi şehrin sokaklarını yavaş yavaş sararken, takvimler de bize usulca çok kıymetli bir zaman diliminin yaklaştığını fısıldıyor. Önümüzde, emeğin, şefkatin ve karşılıksız sevginin sessiz kahramanlarına adanmış o özel gün, Babalar Günü var. Bu vesileyle, hayatın koşturmacası içinde durup biraz soluklanmak, o saf sevginin ne anlama geldiğini hatırlamak en güzel hazine.

Babalık, hayatın bize sunduğu en büyülü, en telaşsız yolculuklardan biridir. Sadece bir rehber olmak değil, aynı zamanda en yakın tanık olmaktır. Zamanın nasıl su gibi akıp geçtiğini, bir çocuğun gözlerindeki ışıltıda görebilmektir.

Bir zamanlar avuçlarınızın içinde kaybolan o minicik ellerin sahibinin, bugün 20 yaşında, hayata umutla ve cesaretle bakan pırıl pırıl bir genç kız olarak karşınızda durması, yaşamın en büyük mucizelerinden biri değil mi? Malatya'nın sokaklarında atılan o ilk ürkek adımların, bugün ne istediğini bilen, güçlü ve kendinden emin adımlara dönüştüğünü izlemek, bir babanın göğsüne takabileceği en gururlu madalyadır.

"Evlat büyütmek, kendi kalbinizin bedeninizin dışında atmasına izin vermektir."

Bu süreçte aslında sadece onlar büyümez, bizler de büyürüz. Onların her yeni yaşında, hayata dair yepyeni bir pencere açılır önümüzde. Birlikte kurulan sofralardaki şen kahkahalar, geleceğe dair kurulan o aydınlık hayaller, paylaşılan küçücük bir mutluluğun bile evi nasıl bir bayram yerine çevirdiği… İşte hayatın gerçek zenginliği tam da buradadır.

Dünü dünde bırakıp, bugünün güzelliklerine sımsıkı sarılmak; bir evladın gülüşünde dünyanın tüm yorgunluğunu unutmak demektir babalık. Sevginin hiçbir koşula, hiçbir döneme bağlı olmadan, sadece ve sadece kalpten kalbe akan bir nehir olduğunu bilmektir.

Yaklaşan bu anlamlı gün vesilesiyle, içindeki o bitmek tükenmek bilmeyen sevgiyi evlatlarına kalkan yapan, şehrimizin havasını soluyan, ailesi için sevgiyle çarpan tüm yüreklere selam olsun. Hayat, paylaştıkça, sevdikçe ve bu sevgiye sımsıkı tutundukça çok daha güzel.