Kıskanma ne olur, çalış senin de olur.
İyi güzel de nasıl?
Kiminin Türk tipi başkanlık.
Kiminin Türk tipi Demokrasi.
Kiminin tek adamlık.
Kiminin parti devleti dedikleri sistem.
Öyle veya böyle.
Vatandaşın oyu ile geldi mi?
Geliyor mu?
Geliyor.
Sen nasıl bakarsan bak.
Şu an uygulanan sistem bu mu?
Evet bu.
Yok çaldı.
Yok çırptı.
Yok darbeydi.
Yok diktatör.
Yok zalim.
Yok din tüccarı.
Onu sattı, bunu aldı.
Laiklik gitti, gidiyor.
Dün ak dedi, bu gün kara.
Yani iyi bir yalancı.
Velhasıl sen ne dersen de.
On dokuz yıldır iktidarda mı?
İktidar da.
Tek kale top oynuyor mu?
Oynuyor.
Ve senin bu gördüklerini vatandaş da görüyor mu?
Görüyor.
Ve tüm bunlara rağmen,
şaşırsan da..
Hala ciddi bir oyu var mı?
Var.
Yani sevgili muhalefet,
Sevgili memleket aydını demokrat!
Tüm bunlar olurken
sen koltukta oturup burnunu karıştırıyordun.
Bunu da siyaset sanıyordun!
Uyaranları burnunda kıl aldırmadan azarlayıp dışlıyordun.
Değil mi?
Evet!!!
Şimdi yumurta kapıda.
Önce iğneyi biraz kendine batırmayı denesen!
Yok, yok olmaz.
Çünkü ona gelince seninde ondan farkın yok.
Tek fark,
o iktidarda.
Sen muhalefettesin.
O iktidarda tek adam.
Sen muhalefette tek adam.
Eee böyle olunca vatandaş da diyor ki...
Yok birbirlerinden farkları.
Al birini vur ötekine...
O iktidar da güven kaybederken.
Sen muhalefette hala bir umut olamadın olamıyorsun!
Hem de bu kadar göze batan...
İnsanların canını acıtan...
Kimini iflasa,
kimini intihara,
kimini cinayete götüren bir cehennem hayatına rağmen...
Açlık, yokluk, yoksullukla boğuşan
insana rağmen.
Hâlâ kemikleşmiş oy oranını bir türlü artıramıyorsun!
Hâlâ yirmi, yirmi beşlerdesin.
Neden?
Neden diye hiç kendini sorguladın mı?
Yok...
Çünkü yıllardır hep aynı şekilde politika yaparak kazanacağına inanıyorsun.
Yani.
O hastalansın ölsün.
Sonra yerine ben geleyim.
Yani;
"Armut piş, ağzıma düş."
Ne yazık ki buna da sadece kendin inanıyorsun...
Diyeceğim ama eminim buna kendin bile inanmıyorsun.
Dolayısı ile kendin inanmadığın bir şeye de başkasını, insanı, halkı inandıramıyorsun.
Onun için iktidarda kopan seçmen sana gelmiyor.
Onun için anketlerde tarafsızlar artıyor.
Onun için endişeli.
Ve onun için iktidar hala umutlu...
Çünkü.
Halk için politika, siyaset yapıyorum dediğin her şey.
Ağzında çıkan her söz.
Attığın her adım.
Her çaba;
Hep bana, rap bana algısı yaratıyor.
Ki bu da doğru.
Zaten tek doğrun da bu ya(!)
Yirmi yıldır bir iktidar düşün.
Renk ten renge girmiş.
Dün ak dediğine bu gün kara...
Dünkü doğruya, bugün yanlış...
Demokrasiye tren, sana istasyon...
Demiş olmasına rağmen.
Hâlâ iktidarda umutluysa
Senin sayende.
Çünkü.
Çalışmıyorsun.
Çünkü samimi değilsin.
Çünkü insanlar umurunda değil.
Çünkü sen de egoistsin, bencilsin.
Çünkü sen de sadece kendini,
kendi egonu düşünüyorsun.
Malatya'da yaratığın algı bu.
Yıllardır bakıyor, görüyorum.
Siyaset diye yapılan şey.
Dedikodudur.
Politika ile alakası bile olmayan,
Saf, temiz, iyi niyetli insanları
sırf bir başkanlık uğruna bir peçete gibi kullanıp atmaktır.
İşgüzarlıktır.
Yalandır.
Şovdur.
Delege cambazlığıdır.
Derin bir cehalet
Ağır bir tembelliktir.
Özü ile sözün tutarsızlığıdır.
Siyaseti özel mülkü görmektir.
Zenginleşme aracı,
Seçimden seçime geçim yolu
görmektir.
Halkı küçük hakir görmektir.
Liyakat yalanıdır.
Bunun içindir.
İl başkanlarının dişi tırnağı ile
Canı pahasına koltuklara yapışması.
Bunun içindir bu kadar kibir
bu kadar egoizm.
Bunun içindir rakipsiz oluşları.
Halktan kopuşları.
Kimseyi ikna edemeyişleri.
Bakmayın parti içi demokrasi deyişlerine.
En ufak bir cızırtıya bile tahammülleri yoktur.
Onun için politikanın p'sini bile bilmeyen saf temiz vatandaşları yönetimlerine alırlar.
Yahu sen inanıyor musun?
Bunlar kendileri bir şey bilmiyor; gidip kimi ikna edecekler?
Sizin ki yönetim değil...
Alkışlama,
Evet efendim.
Tabi efendim kadrosu...
Halbuki rakip profesyonel cambaz!!!
Onun için inandırıcı
ikna edici olmuyorsunuz.
Onun için güven vermiyorsunuz.
Akıllı sıra çok zekisiniz.
Bedelini kendisi ödediği halde
halk muhatap alıp ciddiye almıyor.
Bunu bildiğin için her şeye kendin koşuyorsun.
Bu siyaseti yıllardır yapıyorsun.
Sonuç ortada.
İnsan önce bir kendini okur.
Eğitir.
Etrafına aldıklarını okur eğitir.
Evet.
Önce güven ver kendine.
Çevrene.
Özünle, sözünle, duruşunla, dilinle, bilginle.
Kendin anladığın gibi değil.
Vatandaşın anlayabileceği dille.
Yoksa,
yukarıda anlatılan doğrular orada kalır.
Bu gidişle iş olmaz.
Taşıma suyu ile de değirmen dönmez.
Yeni bir un fabrikası kurarsın...
Kendi elinle(ortağı da olsan)
Tüm buğdayları bu sefer o toplar.
Topluyor da...
Ve yine un eder...
Toz eder...
Ee o zaman?
Çare ne?
Çok basit.
Önce kendin ol.
Ve kendine güven.
Ve o bu demeden...
Geniş bir DEMOKRASİ ittifakıyla
yola çık.
Dimdik ol...
O zaman rakibin bile sana inanır.
Sana güvenir.
Sana saygı duyar...
Sen değil.
İktidar bile seni kıskanır.