Günlerdir sizin deyiminizle, ‘Anayurdu Anayurt yapan’ mekân şehri ve Asbuzu Bağlarını kucaklayan aşığı olduğumuz Malatya’mızla ilgili yazıp çiziyorum. Ne yazıp çizmesi çığlıklar! Atıyorum. Bu gün mü? Ne bu gün. Yıllardır avaz avaz sesleniyorum, sesleniyorum… Ne bir ses, ne sesime nefes olacak ilgili ve yetkililerden çok bekledim ama sesime ses, nefesime nefes katacak ne bir söz, ne nefes, ne de yazı aldım. Siz Sayın Selahattin Gürkan Başkanımızdan alabilecek miyim bilmiyorum. Ama uzaklardan uzaklardan yıllar önce bir sesi duyar gibi oluyorum. Bir gün bir salondan yine böyle bir serzenişte bulunurken, ‘ben Selahattin Gürkan buradayım’ demiştiniz. Birden salondaki hazurunun gözlerinin size çevrildiğini gördüm. Ve yıllar öncesi o ses bakın gazete köşemdeki yazılarıma nasıl yansıdı.
Bundan yıllar önce ‘Yerel Gündem 21. Çerçevesinde’ Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayını ve Battalgazi’nin kültürel varlıklarını sahiplenmek ve kurtarmak amacıyla bir gurup hemşerilerimle birlikte Battalgazi’ye geziler düzenlemiş, sonucunda Malatya Belediye Konferans Salonunda bu konuyu tartışmaya açmıştık. Konuşma ve öneriler sonucunda, oturum Başkanı o günkü Belediye Başkanımız Sayın Yaşar Çerçi’den söz alarak Sayın Başkan; Kervansarayı kurtaralım, kurtarmasına da, bu salonda Battalgazi Kaymakamı, Belediye Başkanı, Belediye Meclis Üyeleri veya Battalgazi’den bir kimse var mı diyerek, salona dönüp sormuştum. Yalnız bir kişi ayağa kalkarak, ‘ben Battalgaziliyim, Adım Selahattin Gürkan, şu anda İş Kur Müdürüyüm’ diyerek ve ekleyerek, ‘kültür varlıkları hepimizindir. Bunu el birliği ile kurtaralım’ demişti.
Bunu söyleyen kişi, bugün Battalgazi Belediye Başkanı. Umudum o ki, Selahattin Gürkan kardeşimiz bu işin üstesinden gelir. Yeter ki başta Battalgazili kardeşlerimiz olmak üzere, tüm Malatyalı hemşerilerimiz, kültürel varlıklarımızın hayat bulmasına emek harcayan bilim adamlarımız, ciddi olarak ellerini taşın altına koyarlar demişim.
Aradan geçen süreçte o gün ben buradayım, ben varım diyen Sayın Selahattin Gürkan’ı 2004 yılından 2014 yılına gelinceye kadar yaptığı çalışmalar, hizmetler ve Battalgazi ilçemizdeki kültürel varlıklarına yaptığı sahiplenme ve katkılar sonucu, hemşerilerim Sayın Selahattin Gürkan’ı Battalgazi Belediye Başkanlığına taşıdı. Hemşerilerim oradan da Malatya’mızı daha güzel günlere taşıyacağı umuduyla Sayın Selahattin Gürkan’ı Büyükşehir Belediye Başkanlığına taşıdı.
Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Selahattin Gürkan; tam da şimdi bir yol ayırımında bulunuyorsunuz. Size buradan bir ses, bir nefes vererek açıkça bir çağrıda bulunmak istiyorum. Ya şehrimizin geçmişten bu güne kadar Belediye Başkanlığını şehrin rutin işlerini yapan sıradan bir Belediye Başkanı olarak yolunuza devam edeceksiniz. Ya da hazır Büyükşehir Belediyemiz raflarında bulunan ve bendede 4 klasöre işlenmiş 1/25000 ölçekte hazırlanan, plan notları ve raporuyla bir bütün olan ‘ÇEVRE DÜZENİ PLANIMIZI’ Malatya’mızın 30-40 yıllarına ışık tutacak, hemşerilerimizin arazi rantının yağmalanmasının önüne geçecek, ‘’1/100000 Ölçekli Bölge (Malatya- Elazığ- Bingöl- Tunceli) Çevre Düzeni Planına’’ uyumlu ve bütün hemşerilerimin de bir aylık askı süreci ile onayına sunulacak yeni, ‘1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planımızı’ hayata geçirdiğinizde, kendinizi geleceğe taşırsınız diye düşünüyorum.
Sayın Selahattin Gürkan Başkanım yaşım itibariyle ülkemin genelinde adlarından söz ettirmiş ve rahmetli olan isimlerinin benim de hafızamda yer etmiş olan, yıllara isimlerini şehirlerinin dışına taşımış, iki Belediye Başkanından söz etmek istiyorum. Keşke tarihe iz bırakan, armağan eden, ‘Asbuzu Bağlarına’ çok da yakışır bir Belediye Başkanımızdan, örnekler verebilseydim.
İşte ülkemizin örnek Rahmetli olan iki Belediye Başkanı; Bunlarda biri rahmetli Osman Kavuncu;1950-1960 yıllarında Kayseri Belediye Başkanlığı yapmış. Yaptığı hizmetlerle Bırakın Kayseri’deki hemşerilerinin zihninde yer etmesini, sesini ve hizmetlerini Kayseri dışına taşımış bir başkan olmuş. Bunlardan bir diğeri ise Rahmetli Osman Kibar. 1963-1973 yılları arasında İzmir Beledi Başkanlığı yapmış, Rahmetli Osman Kibar’da, yaptığı hizmetleri ile adın bu günlere taşımış.
Sayın Başkanım; Önemli gördüğüm bir iki noktanın altını sözü fazla uzatmadan noktalamak istiyorum.
Kültür geçmişten günümüze maddi ve manevi yaşanmışlıklarımızın tümünü kapsıyorsa, kent kimliğimizde bunun içinde yerini almaktadır. Aynı zamanda bu kent kültürü hafızamızı bağrında taşımaktadır. Kent hafızamızın kültürünün bütünlüğünü bu güne kadar koruyamadıksa bunun, bu müsebbiplerden biri, belki de birincisinin, yıllar öncesinden gelen bütüncül bir şehir planımızın olmayışından kaynaklandığını düşünüyorum. Ve yıllarca bunu dillendirmeye çalışıyorum.
Keşke yıllar öncesinden şehrimizi1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planımızla,‘Kentimizin Anayasası’ ile buluşturabilseydik;
A- Malatya’mızın kültür hazinesi olan ve tarihi hafıza kaybımıza sebep olan şu yerlerimizi kaybetmiş olmazdık.
B- Hemşerilerimizin enerjisini boşa harcayan ve tartışmalara sebep olan ve gündelik bilgi ile yine gündelik tartışmalar, alınan karalar yerine, neyin nereye yapılacağına yıllar önce kara verilmiş, ya da yıkıldığı zaman yerine nelerin yapılmasına o günkü kamuoyumuzu oluşturan hemşerilerimizin yol vermesine açık olan planımızı yapmış olsaydık, şunları yapmamış olurduk. Bunlardan birkaç örnek sunmak istiyorum.
a-) Sümer-Bez, Tekel Tütün, Şeker Fabrikası arazilerinin hem fabrika yerlerini yok etmemiş, hem de arazilerini paramparça, darmadağın etmemiş, içinde yaşadığımız anılarla dolu olan tarihimizi böylece yok etmemiş olurduk.
b-) Geçmişte günlerdir Şeker Fabrikasının yerine hastane yapılıp yapılmamasını tartışmadık mı? Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ’ın Şeker Fabrikası temelini atacağı şehrimize geldiği bir gün öncesi, şehrimizdeki dört televizyon kanalının yorumcularından Güneş Tv. Temsilen ben de kendimi orada, hastane yapılıp yapılmamsı tartışmanın içerisinde kendimi bulmaz olurdum.
c-) Stadımızın yıkılıp yıkılmamasından, yıkıldığında yerine ne yapılacağına varıncaya kadar ve ayrıca;
d-) yıllardır Kuzey mi? Güney mi? Çevre Yolu tartışmasına harcadığımız enerji ne yenilir, ne de yutulur cinsten. Ve bunun gibi daha yüzlerce şehrimize ait konuların tartışmasının içinde hemşerilerim hep kendilerini bulmuşlardır. Şehrimizin kültür hazinelerimizden hangi birini ve kent kimliğimizi yok eden yıkımların ve serzenişlerimizin hangi birini anlatayım. Sözünü edeyim. Yıllarca bunların lafını sözünü yaptık. Daha da mı yapalım?
e-) Yalnız bunlardan birini hayıflanarak bütün hemşerilerimin haykırışına ses olmak için buradan haykırarak, haykırışımı dilendirmek istiyorum. Bu aynı zamanda kent kimliğimizin olmazsa olmazlarından bir örnek olduğu için de ayrıca vermek istiyorum.
Önünden yıllarca geçerek, 1950’li yılından başlayarak orta okula ve liseye giderken alış veriş yaptığım, ayrıca yıllar öncesinden yıkılana kadar çevre iller, ilçelerimiz dahil, insanlarımızın alış veriş yaptığı ve konakladığı bu günkü AVM’lerden daha işlevsel, ‘Şirket Hanın’ yıkılmasını bir türlü içime sindiremedim sindiremiyorum. Onu yıkanları yerine önce, ‘Özel İdarece’ yapılan ‘ucube binayı’ ve sonrası onu da yıkarak, şehrimin göbeğine ondan daha ‘ucube bina’, daha yüksek, aynı zaman da Hüseyin Bey Köprüsünden (Kışla Caddesinden) aşağı inerken, adı tarihimize mal olan ‘Yeni Cami-Teze cami ve Söğütlü Caminin’ siluetini bozanlara bu şehrin 83 yaşına gelmiş sahibi aynı zamanda sakini olarak hakkımı helal etmiyorum. Bu yaşıma kadar bilenler bilir. Ne kimseye kahır, ne buğz, ne de kin tuttum.
Ama şehrime yapılan haksızlıklara dayanamıyorum. Ve elimden, ‘hakkımı helal’ etmemekten başak da bir şey gelmediğimi size ve hemşerilerime şikâyet ederek böylece acımı dindirmek istiyorum.
Sayın Selahattin Başkanım; ben yıllardır, günlerdir söyleyeceklerimi televizyonlarda, toplantı salonlarında ve yazılarımda yazarak dillendirmeye çalıştım. Bundan sonra herkesin tadacağı yere giderken, gözümü arkada bırakacak ‘Asbuzu Bağlarını’ hemşerilerimle birlikte yapacağınız bir ‘ANAYASASIZ’ beni yolcu etmeyiniz diyorum. Sizlerden hemşerilerimin ve bizlerin geçmişimi geleceğe taşıyan, 1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planımızı bizlere vermenizi bekliyorum.
Yıllar öncesi Belediye Konferans salonunda beldesine sahip çıkan o yürekli sesi bir kez daha duymak istiyorum. Ben Selahattin Gürkan Malatyalıyım. Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Ben buradayım. ‘kültür varlıkları hepimizindir. Ana Yurdu Ana yurt yapan Asbuzu bağlarının mirasının güzelliklerini, güzel hemşerilerimizin yarınlarımıza taşıyacak bu planı gerçekleştireceğim’, deyivereceğiniz sözünüzü sizlerden bekliyorum. Kalın sağlıcakla diyorum.
Daha ne söyleyeyim. Saygılarımla.