Her sabah telaşla yola çıktığımızda, hayatın o bitmek bilmeyen koşuşturmacasında gözümüzün önünde duran ama çoğu zaman göremediğimiz insanlar var. Büyükşehirlerin bitmek bilmeyen metroları, kilometrelerce uzayan yeraltı tünelleri bizim şehrimizde yok belki; ama bizim de bu şehrin nabzını tutan, Malatya’nın yükünü omuzlayan sessiz kahramanlarımız var.

Mesela sabahın kör karanlığında, daha biz sıcacık yatağımızdayken yola koyulan temizlik işçilerini düşünün. Çöplerin alınması, sokakların o yeni güne hazırlanması onların nasırlı ellerinden geçer. Çoğumuz işe giderken o tertemiz sokaklardan geçeriz ama o sokağı o hale getiren adamın sabahın ayazında ya da yazın o kavurucu sıcağında ne kadar ter döktüğünü aklımıza bile getirmeyiz.

Ya her gün bindiğimiz trambüslerin, MOTAŞ otobüslerinin şoförleri? Yüzlerce insanı üniversiteye, Çilesiz'e, hastaneye, işine gücüne ulaştırmak için gün boyu direksiyon sallayan o insanlar... Durakta beklerken araç iki dakika gecikse söylenmeye başlarız ama o şoförün gün boyu Malatya trafiğinde çektiği stresi, yeri geldiğinde adresi karıştıran yaşlı bir teyzeye nasıl sabırla yol tarif ettiğini, kartı yetersiz bakiye veren bir öğrenciyi nasıl idare ettiğini görmeyiz. Onlar sadece bir aracı değil, aslında şehrin ta kendisini taşırlar.

Bir de mahalle kültürümüzün son kalesi, o güler yüzlü küçük esnafımız var. Mahallenin fırıncısı, sabahın ilk ışıklarıyla dumanı tüten açık ekmeği, pideyi tezgaha dizerken sadece karnımızı değil, içimizi de ısıtır. Ya da Şire Pazarı'nda dükkânını besmeleyle açan, belki o gün siftah bile yapmamışken kapısından geçen tanıdığına çay ısmarlamadan bırakmayan o güzel insanlar... Onlar sadece alışveriş yaptığımız kişiler değil; günümüzün küçük mutlulukları, Malatya’nın o eski, samimi ruhunu yaşatan görünmez dostlarımızdır.

Bu insanlar, büyük haber sitelerinde manşetlere çıkmazlar. Olaylı tartışma programlarında isimleri geçmez. Ancak onlar olmazsa, bu şehrin çarkları bir gün bile dönmez.

Belki yarın sabah evden çıkarken bu defa farklı bir gözle bakarız etrafımıza. O soğukta sokağı süpüren işçiye içten bir "Kolay gelsin" demek, trambüse binerken şoföre bir baş selamı vermek ya da fırıncıya gülümseyerek "Hayırlı işler" dilemek… Şehrin bu sessiz kahramanlarını fark etmek, aslında yaşadığımız yere ve kendi hayatımıza değer katmaktır. Çünkü en büyük kahramanlıklar, pelerinlerde değil; kimsenin bakmadığı anlarda, sessizce yapılan işlerde gizlidir.