Geçmişteki bilge kralların yaptıkları gibi onlara bazı tavizler verilmelidir. Böylece yönetim erkinin (iktidarın) bir parçası olduklarına inanmalıdırlar. Bu onların yıkıcı hırslarını söndürür. En aşağıdaki insan dahi en yukarıdakiyle eşit olduğuna inanmalıdır. Bu devleti güvenlikli kılar." Çiçero.
Kim bu Çiçero.
Çiçero MÖ 106 yılında yaşamış olan Siyasetçi, hukukçu, felsefeci, hatip ve aynı zamanda yazar olan Romalı bir devlet adamıdır.
Milattan önce yaşamış bir devlet adamının devlet ve halk arasındaki bağın ne şekilde olması gerektiğini, devletin güvenliği ve sürekliliği için gerekli olan bir yöntemin zorunluluğuna işaret ediyor.
Hem maddi, hem manevi olarak
o zamanlar da kurulan devletleri, şimdiki devletlerin kurumsal yapıları ve işleyişleri ile mukayese etmek hiç bir bakımdan mümkün değildir.
Her bakımdan,şimdiki devletlerin yapısı eskilere oranla çok daha gelişmiş ve ileri bir konumdadır.
Gelişmiş ekonomileri ile birlikte, gelişmiş olan toplumsal dinamikleri olan devletleri bir kenara bırakırsak, bunlar daha çok gelişmiş ekonomileri ve demokrasileri olan ülke ve toplumlar dır.
Bizim gibi ekonomik olarak gelişmeye çalışan ama siyasi ve kültürel olarak yeterince gelişmemiş ve geçmiş toplumsal ve kültürel değerlerin etkisi altında yaşamaya çalışan toplumlar da devletleri yönetmeye çalışan siyasi parti, güç ve odaklar daki yaklaşım ve uygulamalar da pek bir değişiklik yok.
Ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal olarak bizim gibi benzer koşullara sahip ülke ve toplumlarda hem iktidarda olanların, hem iktidara talip olanların halka, topluma bakış açısın da bir değişiklik yok.
Hala, halkın iktidara siyasi katılım yolu ile taşınması ilk devletlerin kuruluş dönemlerindeki gibi sembolik bir düzeydedir.
Bu sembolik katılım yolu da sadece seçimden seçimlere halkın oy kullanması ile sağlanıyor.
Devletler bunu da sadece kendi güvenliğine yönelik olarak yapıp uyguluyorlar. Halk her bakım dan bu güvenlikten çok sonra gelir.
Tabi bu koşullarda ne devletlerin ne de toplumların gelişmesi, hele hele demokratikleşmesi pek mümkün olmaz.
Halk aslında hiç bir zaman iktidar olmaz. Yapılan sembolik seçim uygulamaları ile iktidardaymış gibi gösterilir.
Bunun için, iktidarı yani devleti yönetmeyi hedefliyen siyasi parti, kurum ve kuruluş temsilcileri için her türlü siyasi propağan da, slogan, söz ve karar sadece olası iktidarlarının devamlılığı ve güvenliği içindir.
Bu amaç için yapılan her seçim; ister yerel, ister genel olsun hiç bir topluma gerçek anlamda demokratik bir katkı sağlamaz.
Kişisel ve ya dar bir çıkar gurubunun özel çıkarları etrafında şekillenen bir iktidar mücadelesi, (bu ister yerel iktidar, ister genel iktidar olsun) için her türlü gayri ahlaki ve etik olmayan her çalışma şekli topluma zarar vermekten başka bir şey vermez.
Yine bu amaçlar etrafın da, toplumu örgütlemeye çalışarak iktidar olmaya çalışanlar halktan önce kendi çıkar ve menfaatlerini düşünerek önce eğitimsiz kitleleri hedef alarak, yani etkileyip örgütleyerek sonuç almaya çalışırlar.
Şimdi bizde de benzer bir tablo var.
Yani iktidar için her yol mübah.
Bu yöntem bir toplumu olsa olsa çökertir