Malatya’nın sözlü kültür ve musiki geleneğinde önemli bir yere sahip olan Gazelhan Sami Kasap’ın hayatının, sanat anlayışının, icra ettiği gazel ve türkülerin edebî bir bakışla ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Yazımızda sanatçının okuduğu eserlerden yapılan alıntılar aracılığıyla gazelhanlık geleneği, divan şiiri ile halk şiiri arasındaki geçişkenlik ve Malatya yöresi musiki anlayışını değerlendireceğiz. Gazelhan Sami Kasap’ın sesi, yalnızca icracı değil; aynı zamanda sözlü kültürün canlı taşıyıcısı olarak ele alınmıştır.

Anadolu coğrafyasında sözlü kültür, musikiyle iç içe gelişmiş; türkü, uzun hava ve gazel gibi formlar aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Bu aktarım sürecinde bazı sesler, yalnızca icracı kimlikleriyle değil, geleneği temsil etme güçleriyle de öne çıkar. Malatya, uzun hava ve gazel okuma geleneğinin güçlü biçimde yaşatıldığı şehirlerden biridir. Bu geleneğin yakın dönem temsilcileri arasında yer alan Gazelhan Sami Kasap, sesi ve yorumuyla Malatya musiki kültürünün hafızasında önemli bir iz bırakmıştır.

Gazel, klasik Türk edebiyatının temel nazım biçimlerinden biri olmakla birlikte, Anadolu’da halkın duygu dünyasına temas eden icra alanı bulmuştur. Gazelhanlar, divan şiirinin seçkin metinlerini, halkın anlayabileceği musiki ve duygu diliyle seslendirmiştir. Sami Kasap, bu geleneğin Malatya’daki güçlü temsilcilerinden biri olarak görülmelidir.

Hayatı

Sami Kasap, 1933 yılında Malatya’da doğmuş; çocukluk ve gençlik yıllarını türkü, uzun hava ve gazel meclislerinin yoğun olduğu kültürel bir çevrede geçirmiştir. Musikiye olan ilgisi küçük yaşlarda başlamış, özellikle meclislerde okunan gazeller onun ses terbiyesinin temelini oluşturmuştur. Akademik bir musiki eğitimi almaktan ziyade usta–çırak ilişkisine dayalı meşk geleneği içinde yetişmiştir.

Malatya’da düzenlenen eyvan geceleri, özel meclisler ve kültürel toplantılar, Sami Kasap’ın sesinin olgunlaşmasında önemli rol oynamıştır. Gazel okumadaki başarısı kısa sürede dikkat çekmiş; yörede “gazelhan” ve “mevlithan” unvanıyla anılmaya başlanmıştır. Hayatı boyunca sesiyle geleneği yaşatmayı, kültürel bir sorumluluk olarak görmüştür. 300’e yakın derlemesi ve bestesi vardır. Güçlü sesiyle okuduğu 120 plağı basılmış ve müzik ortamlarında sevilerek dinlenmiştir. Plağa okuduğu güftesi ve bestesi kendisine ait olan “Bir dağ ne kadar yüce olsa” adlı uzun hava ile Altın Plak ödülü kazanır.Döneminin ünlü ses sanatçılarıyla çeşitli dostluklar kurar. Gazino programlarına çıkar.

Kasap, ömrünün son yıllarını ailesiyle birlikte memleketinde geçirdi. Müzik hayatına Malatya’da devam etti. Karaciğer yetmezliğinden dolayı 3 Eylül 2002’de vefat etmiştir.

Sanat Anlayışı ve Gazelhan Kimliği

Gazelhan Sami Kasap’ın sanat anlayışının merkezinde söz yer alır. Onun icrasında gazel, yalnızca melodik yapı değil; anlamı korunması gereken edebî bir metindir. Aruz vezniyle yazılmış beyitleri okurken kelime vurgularına dikkat eder, makam geçkilerini mısranın ruhuna göre belirler.

Okuduğu gazellerden birinde dile gelen şu beyit, onun yorum gücünü ortaya koyar¹:

“Yandım ey gönül, ateşine çâre bulunmaz

Bir âh ile yıkılır gönlüm, vâre bulunmaz.”

Bu beyitte yer alan yanma ve çaresizlik duygusu, Sami Kasap’ın sesinde derin bir içlenişle karşılık bulur. Dinleyici, gazeli yalnızca işitmez; hisseder. Bu yönüyle onun icrası, gazelhanlığınve mevlithanlığın estetik ve duygusal boyutlarını bir araya getirir.

Türküler, Plaklar ve Ses Kayıtları

Sami Kasap’ın repertuvarında gazellerin yanı sıra Malatya yöresine ait uzun havalar ve türküler de önemli yer tutar. Plak ve bant kayıtlarında özellikle ağır uzun havalar dikkat çeker. Bu türkülerde bireysel acı, gurbet ve kader temaları ön plandadır.

Okuduğu türkülerden birinde dile getirilen şu dizeler, Anadolu insanının yalnızlığını yansıtır²:

“Gurbet elde kaldım garip bir başıma

Ne soranım oldu ne de yoldaşıma.”

Bu dizeler, Sami Kasap’ın sesiyle bireysel bir duygunun toplumsal hafızaya dönüşmesini sağlar. Türkü, onun icrasında yalnızca bir müzik eseri değil; sözlü tarih belgesi niteliği kazanır. Arşivlerde kaynak kişi olarak kayıtlı olduğu bazı türkü ve uzun havaları: Çaldığım Bağlama, Dağdan İndim Düze Ben, Yüce Dağ Başında Ay Kandil Olur, Kızın Adı Hanife, Zülüflerin Tarama, Bir dağ ne kadar yüce olsa, Anom Anom Kernekli misin (Malatya Malatya) …

Malatya Kültüründeki Yeri

Gazelhan Sami Kasap, Malatya’nın kültürel belleğinde sesiyle yer etmiş sanatçılardandır. Onun gazel ve türkü icraları, günümüzde giderek zayıflayan gazelhanlık geleneğinin canlı örnekleri arasında sayılmalıdır. Sesi, geçmişle bugün arasında bir köprü kurar; divan şiiri ile halk şiiri arasındaki bağı somutlaştırır.

Malatya’da sözlü kültür üzerine yapılan değerlendirmelerde Sami Kasap’ın adı, geleneğin son güçlü temsilcileri arasında anılmaktadır. Bu yönüyle onun sanatı, yalnızca bireysel başarı değil; kolektif bir kültürel mirasın parçasıdır.

Gazelhan Sami Kasap, sesiyle Malatya’nın musiki ve edebiyat geleneğini yaşatan önemli bir kültür insanıdır. Okuduğu gazeller, uzun havalar ve türküler, sözlü kültürün estetik ve duygusal boyutlarını günümüze taşımaktadır. Onun icraları, gazelhanlık geleneğinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşır.