Malatya’da, çocukluktan çıkma çağlarımızda birkaç arkadaş toplanarak her tarafı kolaçan ederdik. Moruk diye birinin Postanenin karşısında bir oyun yeri açtığını duymuştuk. Merak ettik gittik. Oyun yeri, postanenin tam karşısında bodrum katında genişçe bir yerdi. İçeriye girdiğimizde ilk defa gördüğüm masa topları, bilardolar gözüme ilişti. İşletme sahibi denen moruk ortalıkta dolaşıyordu. Moruk beyaz saçlı, orta yaşın üzerinde kıçı yere yakın kısa boylu birisi idi. Bazan masa başında oturuyor, bazen da ortalarda dolaşıyordu. Nereden geldiği nereli olduğu bilinmiyordu. İlk önce masa topları dikkatimi çekti. Minyatür oyunculara kumanda eden bir kol vasıtası ile küçük tahta topu daha çok kaleye atan taraf maçı kazanıyordu. Yenilen ise o zaman 25 kuruş olan oyun bedelini ödüyordu. Bana çok ilginç gelmişti. Moruğun yerinin müdavimi olmuş, masa topunu en iyi oynayanlardan birisi haline gelmiştim. Benden iyi oynayan birkaç kişi vardı. Memet Sepetçi dediğimiz arkadaşın masadaki futbolcularla tahta topa çok hakim olduğunu fark etmiştim. Topu oyuncunun bir tarafından öbür tarafına geçirme melekesi de elde etmişti. Onunla yaptığım maçlarda çok zevk almaya başlamıştım. Maçlarımız gerçek futbol maçları gibi taktik savaşına dönmüştü. Daha çok o beni yenerdi. Zaman zaman Memet acaba nerde diye kendi kendime sormaya başlamıştım. Tesadüfen facebookta karşılaştık. Aradan ortalama 60 sene geçmiş. Beni hatırlayamadı. O bilardoya da devam etmiş ve Malatya’da bilardo şampiyoru olmuş. Memedin el melekeleri çok gelişmişti, şampiyon olmasına hayret etmedim. İlk bilardoyu da morukta denedim.
MALATYA’DA GENÇLERİN VE ÇOCUKLARIN EĞLENCE MEKANLARI
O zamanlar çadır tiyatroları, ip cambazları sık sık Malatya’ya gelirlerdi. Tabii ki ben hemen oralara damlardım. Cambazlar ip üzerinde yürürler,çeşitli komiklikler yapar orta oyunu oynarlar, skeçler oynarlardı. Hatırlıyorum “BONCUK” isimli bir ip cambazı gelmişti. İpin üzerinde ;
“Oy farfara farfara
Ateş düştü şalvara
Ayşe Fatma dostum var
Çalkala Boncuk çalkala” diyerek göbek atıyordu.
Bunlar parklarda çadır kurar ailecek o çadırlarda yaşarlardı. O zamanlar Leyla Ateş diye bir dansöz de gelmişti. Çadırdan bir sahne yapmışlar, etrafı da bezlerle kapatmışlardı. Bir gün ağaca tırmanarak dansözü de seyrettik. Ne görelim Rahmetli Sami Kasap ve ekibi orada. Sami Kasap gazellerini, türkülerini yaş mı da kurumu makamında okuyor, Leyla Ateş de yılan gibi kıvırıyor,zaman zaman da en ön sırada oturan Şorikli Yaşar’ın kucağına oturuyordu. O zamanlar Şorikli Yaşar’ın keyfi daha da artıyor, şoriği kat kat artarak fistanının döşünü ıslatıyordu.
Bayramlarda tahtadan yapılmış dolaplar da kurulurdu. Bu dolaplar motor vasıtası ile değil insan gücü ile çalışırlardı. Yere doğru gelen dolap hızla itilerek dönmesi sağlanırdı. Hiç unutmam bir gün Ermeni Mahallesine doğru Dutluk dediğimiz yere dolap kurulmuş ve ip cambazı gelmişti. Bir gün öncesinden cambaz ip üzerinde koyun kesecek diye ilan edilmişti. Tabii hemen damladım oraya. Cambaz koyunla birlikte ipin üzerine çıktı, koyunu keseyim derken sol bileğini de koyunla birlikte kesti. Hastaneye zor ulaştırmışlar.Nerede ise kendisi kurban olacaktı. Halka atma, tüfek atma gibi oyunlar da bizim zevk aldığımız oyunlardı.
Malatya’da kuvvet gösterilerini ölçen aletler de olurdu. Boru içerisindeki sıvıyı tavandan aşırana bedava olan bir alet gelmişti. El ile sıkılan aletle sıvı yukarıya doğru hareket ediyordu. Sıvıyı gayet rahatlıkla tepeden aşırıyordum. Canımın istediği zaman o sıvı işi ile de ilgileniyordum.
MEMET SEPETÇİ İLE DİYALOĞUMUZ
Facebookta Kemal Saracoğlu Amca’dan bahsettiğim bir paylaşıma M. Bülent Sepetçii isimli birisi yorum yaptı.
M.Bülent Sepetçi- Dolu dolu insansın gardaş.Allah eksikliğini vermeye.Kemal Amca Çok erken rahmetli oldu.Allah gani gani rahmet etsin.Ben Malatya bilardo birincisi olduğum zaman ödülümü o vermişti.
Selami Yücel-Teşekkürler değerli kardeşim. Kemal Abi erçekten mükemmel bir insandı. Çok da şakacı idi,beraber çok güzel günlerimiz geçti.Ben de bilardo oynardım. Moruk denen birisi bilardo ve masatopu getirtmişti.Paramızı oraya yatırıyorduk.Memet Sepetçi neyin oluyor bilmiyorum.Devamlı masa topu oynardık onunla.Güzel günlerdi vesselam.
M. Bülent Sepetçi-Mehmet Sepetçi benim. Bana evde, kahvede muhitte Mehmet diye bilirler. Lisede ve işyerinde sonradan tanıyanlar Bülent diye bilirler.Nüfus cüzdanı sandıhda sahlanırdı.
Selami Yücel- O zaman beni tanıman lazım. Çırpı gibi bir çocuktun.
M. Bülent Tüfekçi- Mutlaka tanırız birbirimizi ama çıkartmak zor oluyor. Doğru sölüsün çırpı gibiydim.
Selami Yücel-Masa topunu da çok güzel oynardın Memet Bey. Moruğu hatırladın mı?Ben de bilardo oynadım. Senin ile boy ölçüşemem ama Malatya’ya geldiğimde bir üç bant bilardo maçı yaparız. Sana antrenman veririm.
M. Bülent sepetçi-O moruğun ora yoh mu, çağaları okuldan etti.Bir de Demir diye goruması vardı. Otuz yılı aşgın bilardo oynadığım yok.Ama iyi olur geldiğinde oynarız. Görüşmek üzere.
Tüm Malatya basınını memet Sepetçi ile yapacağımız bilardo maçına bekliyoruz. Hele şu baba çığacası korona getsin. 8.10. 2020