Malatya’nın eski sokaklarında, düğünlerin tozlu avlularında, kış gecelerinin uzun sohbet meclislerinde bir isim fısıltı hâlinde dolaşırdı: Topal Bedo. Asıl adı Bedri Karahan olan bu yerel halk sanatçısı, yazılı tarihin değil; sözlü kültürün, kulaktan kulağa aktarılan hafızanın insanıdır. Onu tanıyanlar için Bedo, yalnızca bir cümbüş icracısı değil, yoksulluğun, neşenin, kaderin ve ince alayın sesidir.

Anadolu’da pek çok halk sanatçısı gibi Bedo da sahnesizdir. Onun sahnesi düğün köşeleri, kahvehaneler, asker uğurlamaları ve ev içi meclislerdir. Alkışla değil, bakışla beslenen bir müzisyendir. Türküyü bitirdiğinde sessizlik olur; ardından sohbet başlar. Çünkü onun müziği dinlenmekten çok paylaşılmak içindir.

Hayatı ve “Topal” Lakabı

Bedri Karahan, 5 Mart 1937 tarihinde Malatya’nın Akpınar semtinde doğmuştur. Baba ve annesinin adları Garip ve Zabite Hanım’dır.Babasının asıl mesleği aşçılıktır. Buğday Pazarında zahire ticareti yapan güzel sesli ve iyi bir bağlama sanatçısı olan babasından etkilenerek küçük yaşlarda bağlama çalmaya başladı. Daha sonra cümbüş çalmaya yöneldi. 9-10 yaşlarında geçirdiği ağır bir romatizma hastalığı sonucu yürüyemez hale geldi. Kendini tamamıyla müziğe verdi. Hayatı Malatya merkez ve çevre köylerde geçmiştir. Bedensel engeli sebebiyle “Topal” lakabıyla anılır; ancak bu lakap zamanla bir aşağılanma değil, bir tanınma biçimine dönüşür. Halk, onu bu adla benimser. Bedo da bu adı saklamaz; aksine kimliğinin parçası hâline getirir.

1960’lı yılların sonlarına doğru İstanbul’un Laleli semtinde kıraathane işleten ağabeyi Şahin Karahan’ın yanına gitti. Bu yıllarda Urfa’nın Sesi Plak sahibi Bedir Çağlayan’a sesini ve eserlerini beğendirdi. Sözü ve müziği kendisine ait olan “Gülüm Seninle Ben” ve “Zelho” adlı eserlerinin bulunduğu ilk 45’lik plağını çıkarmayı başardı. İlk plağının yurt çapında ilgi görmesi üzerine 20’den fazla 45’lik plağı çıkan Bedri Karahan, hayatını Malatya’da geçirmiştir. Plaklarının yanı sıra Malatya ve Elazığ’da iki ses kaseti yayımlanmıştır. Düğünlerin ve gazinoların aranan sanatçısı olmuştur. Kendi eserlerini ve anonim türkülerimizi çeşitli müzik ortamlarında cümbüşüyle çalıp okumuştur.

1960’tan itibaren müzik ve enstrüman dersleri vermeye başlayan Karahan, 1980 yılından vefatına kadar Malatya Tekel Sigara Fabrikasında santral görevlisi olarak çalıştı.1965 yılında Zabite Hanım ile evlenen Bedo’nun bu evliliğinden üç çocuğu bulunmaktadır. 3 Temmuz 1993 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu 56 yaşında Malatya’da vefat etmiştir. Malatya Şehir Mezarlığına defnedilmiştir.

Cümbüşü eline aldığında beden geri çekilir, ses öne çıkar. Eksiklik gibi görülen şey, müzikle tamamlanır. Bu yönüyle Topal Bedo, Anadolu’nun kadim kader anlayışını temsil eder: Hayat bir yerden eksiltir, başka bir yerden çoğaltır.

Cümbüş ve İcra Üslubu

Cümbüş, Bedo’nun elinde yalnızca bir çalgı değildir; bir anlatı aracıdır. Metal gövdesinden yükselen ses, Malatya’nın taşra hüznünü, oyun havasındaki coşkuyu ve kaderle alay eden mizahı aynı anda taşır. Bağlamanın uzun ve içli nefesine kıyasla cümbüş, daha sert, daha doğrudan ve daha sokağa yakındır.

Bedo’nun icrasında ritim belirgindir. Oyun havalarında oynatır, uzun havalarda dinleyeni susturur. Parmakları kadar sesi de ritimlidir. Türkülerin arasına kısa sözler, nükteler serpiştirir; acıyı ağırlaştırmaz, hafifletir.

Türküleri ve Söyleyiş Dünyası

Topal Bedo’nun repertuvarı büyük ölçüde anonim halk türkülerinden oluşur. Ancak onun söylediği türküler, söylendiği anda Bedo’ya özgü bir renge bürünür. Her mecliste aynı türkü biraz değişir; çünkü Bedo, türküyü ezberden değil, hâlden yani doğaçlama olarak söyler.

Gurbet ve yol temalı türkülerde sesi içe döner:

“Şu Malatya’nın yolları dardır

Giden gelmez, kalan hep yardır”

Bu dizeler onun sesinde yalnızca bir yol türküsü değil, yaşanmış bir kader itirafı hâline gelir. Yol, Bedo’ da yalnızca mesafe değil, ayrılıktır.Oyun havalarında ise bambaşka bir Bedo çıkar karşımıza:

“Malatya’dan çıktım yola

Yar sevdası düştü kola”

Bu dizelerde hüzün ile alay yan yanadır. Bedo, acıyı ciddiye alır ama kutsallaştırmaz. Gülümseme, sesine her zaman eşlik eder.

Aşk türkülerinde ise süsten uzak, yalın bir söyleyiş vardır:

“Yar kapısı dardır geçilmez

Bu sevdayla başa çıkılmaz”

Bu dizelerdeki aşk, romantik değil; gerçekçidir. Engel vardır, mesafe vardır, kabulleniş vardır. En tanınmış eserlerinden biri olan Sema adlı türküsünde sevdiğine güzelleme yaparak dostları düşman olsa da O’ndan vazgeçmeyeceğini söylemektedir. Türküde, “Perşembe gecesi kınalar yakın”,” Açma bağrım sızım sızım sızılar/ Olmaz ola Bedo kötü yazılar” gibi geleneksel halk türkülerinde rastladığımız söyleyiş tarzını bu eserde de görüyoruz:

Yeşildir gözlerin benzer çimene

Uzundur saçların sarsam sineme

Ben aldandım seviyorum demene

Gitme Sema gitme alırım seni.

Alıp da sineme sararım seni

Dostlar düşman olsa sevecem seni.

Bazen kaderle doğrudan konuşur gibi söyler:

Yine tanınmış türkülerinden biri olan Gidenin Üçü Güzel adlı eserinde umutsuz bir aşka düştüğünü anlatmaya çalışan Bedo, “saçı başını yesin” gibi, dilek sözleri ve dile düşmek gibi yerel söyleyişlerden türkülerinde yararlanmıştır:

Gidenin üçü güzel

Ardında saçı güzel

Saçı başını yesin

Yolda yürüşü güzel.

(…)

Bahçeler dolu vişne

Bedo peşime düşme

Bu aşkın sonu olmaz

Nafile dile düşme.

“Yazılmış Evvelden Bu Kötü Kader”, adlı uzun havada kötü kaderinden şikayet eden Bedo, bu yalan dünyada bir devran sürmediğini, ömrünü sıkıntılarla geçirdiğini söylüyor:

Gurbetten ayrılıp sılama döndüm

Gelin göç eylemiş rüya mı gördüm

Bu yalan dünyada devran mı sürdüm

Yazılmış evvelden bu kötü kader

Dostlar ağlarmış duymuşlar meğer.

Yar karalar giymiş ağlarmış meğer.

Aşağıdaki türkü ise, Bedo’nun hayat felsefesini özetler gibidir. İsyan yoktur ama farkındalık vardır:

“Kader böyle yazdıysa

Kul neylesin yazgıyı”

Eyvan Meclisleri ve Halkla İlişkiler

Topal Bedo’nun müziği bireysel değil, kolektiftir. Dinleyiciyle arasında mesafe yoktur; diz dize, göz göze çalar. Eyvan meclislerinde geleneksel halk müziği örnekleri okunur. Ustalar, bildikleri ve çalıp söyledikleri eserleri genç kuşaklara aktarırlar. Usta-çırak etkileşiminin en güzel örneklerini burada görürüz. Türküler bazen yarıda kesilir, bir hatıra anlatılır, sonra yeniden başlar. Müzik hayatın içindedir; hayattan ayrı değildir. Bu meclislerde yöresel müzik aletleri ile anonim türkülerimiz çalınıp söylenir. Birçok Malatyalı sanatçımız bu meclislerde kendini geliştirmiş ve ülkemiz genelinde tanınmıştır.

Bu yönüyle Bedo, profesyonel bir icracıdan çok kültür taşıyıcısıdır. Karahan, Malatya coğrafyasına ait yer isimlerini türkülerinde kullanır: “Kernek, Kanalboyu, Fırat nehri, Beydağı” vb. Ayrıca aşk türkülerinin yanı sıra Kıbrıs’la ilgili milli konulara da yer verir. O, türküyü korumaz; yaşatır. Değiştirir ama bozmaz. Her mecliste türkü biraz daha çoğalır.

Halk Hafızasında Topal Bedo

Bugün Topal Bedo’nun adı ne konservatuvar kitaplarında ne de resmî müzik tarihlerinde yer alır. Ancak, Malatya’da O’nu tanıyanlar için cümbüşünün sesi hâlâ canlıdır. İnternete düşen birkaç eski kayıt, bu büyük sözlü mirasın yalnızca küçük bir parçasıdır.Topal Bedo bize şunu hatırlatır:

Halk müziği yalnızca notalarda değil, insanın kaderinde yaşar. Bazı sesler, kayda girmese bile hafızalardan silinmez.