Sabah uyanır uyanmaz ilk yaptığınız şey nedir? Yüzünüzü yıkamak mı, yoksa yastığın altındaki o soğuk cama dokunup, gece siz uyurken dünyanın kaç bucak olduğunu kontrol etmek mi? Cevabın çoğumuz için ikincisi olduğunu biliyoruz.
Modern çağın en büyük paradoksu bu olsa gerek: Her şeye erişebiliyoruz ama hiçbir şeye odaklanamıyoruz. İletişim araçlarımız ışık hızında ama birbirimizi anlama hızımız kağnı arabasından hallice.
Tüketilen Sadece İçerik Değil, Sabrımız
Eskiden "haber" akşamdan akşama alınan bir şeydi. Şimdi ise cebimizde sürekli titreyen, "Bana bak, buraya bak, bunu kaçırma!" diye haykıran bir canavar taşıyoruz. Bir fincan kahve bitene kadar yüzlerce başlık, onlarca trajedi, birkaç kedi videosu ve sayısız reklam beynimizden akıp geçiyor.
Bu bilgi bombardımanı bizde garip bir "fikir sahibi olma zorunluluğu" yarattı. Her konuda bir fikrimiz var, ama çok az konuda bilgimiz var. Derinleşmekten korkuyoruz çünkü derinleşmek zaman alıyor. Oysa bizim acelemiz var; bir sonraki "story"ye geçmemiz, bir sonraki tartışmaya laf yetiştirmemiz gerekiyor.
"Bilgiye erişimin bu kadar ucuz olduğu bir çağda, en pahalı şey 'dikkat' ve 'tahammül' haline geldi."
Sıkılma Hakkımızı Geri İstemeliyiz
Hatırlayın, eskiden otobüs beklerken, birini beklerken sadece "beklerdik". Etrafı izlerdik, gökyüzüne bakardık, kendi iç sesimizle konuşurduk. O anlarda sıkılırdık belki ama yaratıcılık tam da o sıkıntının içinden doğardı. İnsan, boş kaldığında hayal kurar.
Şimdi o boşlukları anında dolduruyoruz. Asansör beklediğimiz 10 saniyede bile telefona sarılıyoruz. Kendimizle baş başa kalmaktan öylesine korkuyoruz ki, zihnimizi sürekli dışarıdan gelen gürültüyle uyuşturuyoruz. Kendi iç sesimizi, başkalarının bağırışları arasında kaybettik.
Durmak, Bir Eylemdir
Peki, ne yapmalı? Telefonları çöpe atıp mağaraya mı yerleşmeli? Elbette hayır. Teknoloji düşmanlığı yapmak çağdışı bir romantizmden öteye gitmez. Ancak teknolojinin kölesi değil, efendisi olmak zorundayız.
Belki de bu haftanın en devrimci eylemi, hiçbir şey yapmamak olabilir.
-
Bildirimleri kapatmak bir özgürlük ilanıdır.
-
Yürürken kulaklığı çıkarmak, şehri duymaya başlamaktır.
-
Bir haberi okuduktan sonra hemen yorum yazmak yerine, beş dakika tavanı izleyip düşünmek, zihinsel bir detokstur.
Hayat, ekranı kaydırdığımız hızda akmıyor. Mevsimler yavaş değişiyor, çocuklar yavaş büyüyor, yaralar yavaş iyileşiyor. Bizim de bu doğal ritme, kendi biyolojik saatimize dönmemiz gerekiyor.
Dünya dönmeye devam edecek, "trend topic"ler her saat değişecek. Ama sizin zihninizden, ruhunuzdan ve zamanınızdan sadece bir tane var. Onu gürültüye kurban etmeyin. Bazen en güçlü hareket, durmaktır.
Gelin bugün kendinize bir lüks tanıyın: Biraz durun ve sadece nefes alın. Bildirimler bekleyebilir, ama hayat beklemiyor.