Bir kaygıdır, arkası, sonu gelmeyen stres. Gençler evlenip yuva kurmak istemiyor.

Neler oluyor diye, kendime sorup duruyorum.

Zaman, zaman düşünüp nasıl olacak sonumuz demeden geçemiyorum.

Geçen yıllarda, cumartesi, Pazar olduğu zaman.

Bizim Malatya’mızda davul sesleri olurdu.

Son yıllarda düğünler hayal olmaya başladı. Bir yandan işsizlik, bir yandan nafaka, endişesi,

Derken gençler yuva kurma işinde sesiz kalıyor. Etrafa bakıyorlar, birkaç ay evli kalıp boşananlar.

Derken yuva kurma işini zor görüyorlar. Bir zamanlar başlık parası dediler. Bir zamanlar şu kadar altın, şu kadar eşya derken.İnsanların azmini kırdılar. Topluma farkına varmadan zarar verdiler. Masum olan gençlerin vebalına girdiler. Sadece işini, parasını sordular işi, arabası olanı tepelerde gördüler. Ne insanlığını ne de ahlak durumunu sormayı düşünmediler. Gençleri zora koştular.

Çocuğunu evlendirmek analar, babalar sıkıntı çekmekten endişe ettiler.

Yani işleri kolaylaştıran diyenler olduysa da sayıları çok azdır. Bütün bunların yanında otuz, kırk yıl önce evlenip yuva kuranlara, bazıları bunların beş altı çocuğu var, çocuklar yüzünden durmadan sıkıntı çektiler diye söylemler oluyordu. Her doğan çocuğun rızkını veren Cenabı Allah, hiç kimse bilmez yarın ne olacak diye.

Nice zenginler gördük zaman, zaman işleri bozuldu sıkıntıya düştü. Bunun yanında çok fakir olan kardeşlerimizi de gördük, çalışıp Allah’ında yardımıyla zengin oldular. Kısmet kesilmez. Kiminin kısmeti bol olur, kimisi az, bütün bunları geleceği ancak alemleri yaratıp rızkını veren Allah bilir. Biz sadece ömrümüz oldukça yaşayıp göreceğiz.

Ana, babalar illa da benim dediğim olsun demeyecek. Çocuklara soracak her konuda fikirlerini alacak. Ana, babanın üstüne düşen yavrum eşinle iyi geçin, aile kutsaldır, kıymetini bil diyecek. Bu son yıllarda düğün yapanlar da çok az kaldı. İnsanlar gün geçtikçe yalnızlaşıyor. Bunların çözümü herkes üstüne düşeni yapıp, kendi özelinde aynaya bakmalı diye düşünüyorum. Yuva kuracak gençlere, altın şu kadar olacak, eşya son model olacak. Demeden önce iyi düşünelim. İşleri zora sokmayalım. Her işi kolaylaştıralım. Bizim büyüklerimiz bize derledi ki ev kalbura benzer, su doldurdukça akar gider, kalburda su kalmaz.

Burada anlatmak istediğim teknoloji her gün kendini yeniliyor. Yeni, yeni eşyalar üretiliyor, hepsine birden yetişmemiz mümkün değil. İnsanlar almasın demiyorum. Bizim insanımız her eşyanın en güzeline layık, bunu savunuyorum

Lakin bütçemize göre hareket etmeliyiz. Yoksa tüm aile sıkıntı çekeriz. Yuva kurarken, eşyaya, eve, arabaya kafa yormadan, onları zamana bırakıp, olmazsa olmazları alıp, yuvamızı kurmalıyız. Yuva kurana Allah yardım eder. Eşler birbiriyle güzel geçinince o ev cennet bahçelerinden bir bahçe olur. Birlikte huzur olur, bereket olur. Evladımıza yuva kuracağımız zaman, dünya malının peşine koşmayalım, güzel ahlakın, insanlığın peşine gidelim.

Elbette işin var mı diye sorulabilir, ne sanatın var derken kırmadan, yormadan sorulabilir. Fakat araban var mı, paran var mı, evi son teknoloji döşemeniz lazım dersen, yuva kuracak insanı zora sokmuş olurusunuz. Ağır borçla kurulan yuva, belli bir süre sonra yıkılmaya başlar. Oğlumuz da olsa kızımız da olsa yuva kurarken dünya malı için kırmadan, yormadan yuva kurmalarına yardım edelim. İnsanız elbette eksilerimiz, artılarımız olur. Daima birbirimize yardımcı olalım.

Aile denilen sıcacık yuva iki kişiyle kuruluyor, bunu hiç unutmayalım. Derken gün geçtikçe yalnızlaşan insanlığa yeniden umut olalım. Gençlerin yuva kurmasına yardımcı olalım. Bu yalnızlık kabusunun önüne geçmek için

Üstümüze düşeni yapalım. Bu gençler bizim, bu ülke bizim sahip çıkalım.

Yine bahçelerimizde açılsın güller dallarına konsun sarı bülbüller.

BÜLBÜL KONMAZ OLDU GÜLE

Kimi koştu para pula,

Bent eştiler düzgün yola,

Gençler olanlardan bıktı,

Bülbül konmaz oldu güle.

Eşya hastalığı ağır,

Güzel söze olduk sağır,

Duyan yoktur sevenleri,

Bağırdığın kadar bağır.

Kimi dedi, ev, araba,

Bakan yoktur can türaba,

Mala peşinde koşanların,

Yuvası oldu haraba.

Olan dürüstlere oldu,

Yaşlı insanlar çoğaldı,

Hele bir düşünün dostlar,

Şu dünya kimlere kaldı.

Bırakalım üçü beşi,

Kırmasın gayrı eş eşi,

Aile demek kutsal mekân,

Evine bakar er kişi.

Dünya malına kanmayın,

Böyle gidecek sanmayın,

Para mutluluk getirmez,

Gösterişe aldanmayın.

Kaya der yapıcı olun,

Ne olur sadede gelin,

Yalnızlık zor can dostlarım,

İnsan kıymetini bilin.