Malatya’nın en önemli tarımsal ürünlerinden kayısıda, iklim değişikliği ve ilkbahar donlarına karşı daha dayanıklı üretim modelleri gündeme geldi. Özellikle çiçeklenme döneminde yaşanan ani sıcaklık düşüşleri, üreticilerin yıllık emeğini riske atarken bilimsel araştırmalarla bu zararın azaltılması hedefleniyor. TÜRKTOB Başkan Yardımcısı Kasım Kılıç, kayısıda geleceğin korunması için yeni çeşitlerin geliştirilmesi, modern bahçeciliğin yaygınlaştırılması ve sertifikalı fidan kullanımının önemine dikkat çekti.
Üretimdeki sert düşüş dikkat çekti
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’nin taze kayısı üretimi, 2024 yılında 690 bin 730 ton olarak kayıtlara geçti. 2025 yılında ise üretim 2 bin 558 tona geriledi. Bu veriler, zirai donun tarımsal üretim üzerindeki etkisinin boyutunu ortaya koydu. Söz konusu rakamlar Türkiye geneline ait taze kayısı üretim verileri olurken, Malatya’da yaşanan kayıplar da kentin kayısı ekonomisinin iklim risklerine karşı korunmasını yeniden gündeme taşıdı.
Malatya Valiliği verilerine göre, 11-12 Nisan 2025 tarihlerindeki zirai dondan etkilenen 39 bin 392 çiftçiye, 808 bin 946 dekar alan için yaklaşık 4 milyar 346 milyon lira ödeme yapıldı. 2026 yılı Malatya Hasat Komisyonu tahmini ise 341 bin 55 ton taze kayısı üretimi olarak açıklandı.
Dona dayanıklı çeşitler için gözler 2027’de
Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü tarafından TÜBİTAK 1004 programı kapsamında yürütülen projede, geç çiçek açan, dona dayanıklı ve Şarka hastalığına karşı dirençli kayısı çeşitlerinin belirlenmesi amaçlanıyor. Projenin 2027 yılında tamamlanması hedefleniyor.
Çalışmanın tamamlanmasıyla elde edilecek sonuçların, kayısı yetiştiriciliğinde doğru çeşit seçimi ve üretim planlamasına katkı sağlaması bekleniyor. Ancak araştırma henüz devam ettiği için dona dayanıklı yeni çeşitlerin üreticilerin kullanımına sunulduğu yönünde bir durum bulunmuyor.
Rakım ve kayısı çeşidi don zararını etkiliyor
Akçadağ’da 2013-2023 yıllarına ait veriler üzerinden 6 bin 140 kayısı bahçesinde yapılan araştırmada, rakımın ve yetiştirilen çeşidin don zararında etkili olduğu belirlendi. Bulgulara göre, düşük rakımlı bahçelerde zarar daha belirgin olabiliyor. Rakım yükseldikçe ve çiçeklenme geciktikçe don zararının azalma eğilimi gösterdiği kaydedildi.
Araştırmanın kapsadığı koşullarda Şekerpare çeşidinin dona karşı daha hassas, Çataloğlu çeşidinin ise daha toleranslı olduğu tespit edildi. Bu bulgular, yeni bahçeler kurulurken bölgenin iklim özelliklerinin ve çeşitlerin dayanıklılığının dikkate alınmasının önemini ortaya koyuyor.
Modern bahçecilik ve sertifikalı fidan önerisi
Kasım Kılıç, kayısı üretiminin geleceği için bilimsel çalışmaların yanı sıra modern bahçe sistemlerine geçişin de önem taşıdığını belirtti. Bodur ve yarı bodur anaçların kullanılması, sağlıklı ve sertifikalı fidan üretiminin artırılması ve doku kültürü laboratuvarlarının kapasitesinin geliştirilmesi öne çıkan öneriler arasında yer aldı. Uygun koşullarda dekara 40 ağaca kadar ulaşabilen modern bahçe sistemlerinin değerlendirilmesi de gündeme getirildi.
Malatya’nın dünya kuru kayısı ihracatındaki payı da sektör açısından önemli bir başlık. BİLSAM’ın Şubat 2026 tarihli strateji raporuna göre, kentin dünya kuru kayısı ihracatındaki payı son 15 yılda yüzde 75-80 seviyelerinden yüzde 50-55 aralığına geriledi. Kılıç, bu payın yeniden yüzde 80-90 seviyelerine çıkarılmasını hedeflediklerini ifade etti.
Üreticiler, ihracatçılar, meslek kuruluşları ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesi gerektiğine dikkat çekilirken, bilimsel araştırmaların sahada uygulanabilir çözümlere dönüşmesi önem taşıyor. Malatya’da kayısı üretiminin geleceği açısından 2027’de tamamlanması planlanan çalışma, iklim risklerine karşı daha dayanıklı çeşitlerin belirlenmesi bakımından yakından takip ediliyor.





