Şehirleri şehir yapan binaları, yolları veya parkları değildir; o şehirde yaşayan insanların birbirine olan saygısı ve kurallara uyma kültürüdür. Ancak son zamanlarda Malatya trafiğinde şahit olduklarımız, bu kültürün ciddi bir erozyona uğradığını gösteriyor. Başlıkta sorduğum soru mecazi değil, trafikteki en büyük kaos noktamıza, yani kavşaklara ve döner ada (göbek) kurallarına bir atıf.

Malatya trafiğinde direksiyon sallayan herkesin bildiği ama kimsenin uygulamadığı o basit kuraldan başlayalım: Döner kavşak (göbek) kuralı.

Uluslararası trafik kuralları da, mantık da, oradaki "Yol Ver" tabelası da aynı şeyi söyler: “Döner kavşak içindeki araç, geçiş üstünlüğüne sahiptir. Gelen araç bekler, dönen araç geçer.”

Peki, bizde durum ne? Kavşağa yaklaşan araçlar, sanki içeride dönen aracı görmüyor ya da yok sayıyor. "Yangından mal kaçırır gibi" bir hızla, frene bile dokunmadan göbeğe dalıyorlar. O göbeğin içinde dönmeye çalışan sürücü ise can havliyle frene asılmak zorunda kalıyor. Haklıyken haksız duruma, hatta kaza yapma riskine düşüyor.

İşin daha trajikomik, hatta sinir bozucu yanı ise şu: Diyelim ki siz kuralı bilen, saygılı bir sürücüsünüz. Göbeğe girmeden önce durdunuz, tabelayı gördünüz ve içerideki araca yol veriyorsunuz. İşte o an kıyamet kopuyor!

Arkanızdaki araç başlıyor selektör yapmaya, kornaya basmaya… Aynadan bakıyorsunuz, el kol hareketleri havada uçuşuyor. Sürücü size, “Neden durdun? Basıp geçsene!” dercesine baskı yapıyor. Yani kural bilmezlik öyle bir seviyeye gelmiş ki, kuralı bileni de yanlışa sürüklemeye, suça ortak etmeye çalışıyorlar. Kurallara uyduğunuz için kendinizi suçlu hissettiriyorlar.

Aynı kaos, trafik ışıklarında da farklı bir renge bürünüyor: Sarı Işık.

Sarı ışığın anlamı nettir: “Kırmızıdan sonra yanıyorsa kalkışa hazırlan, yeşilden sonra yanıyorsa ve güvenli mesafedeysen durmaya hazırlan.”

Ancak Malatya’da yeşilden sarıya dönen ışığı gören sürücü için bu, "gaza daha çok bas" anlamına geliyor. Işık sarıya döndüğünde mesafe uygun, güvenli bir şekilde fren yapıp duruyorsunuz. Ama arkanızdaki durmuyor! Yanınıza gelip camı açıyor ve “Niye durdun kardeşim, sana çarpacaktım, basıp geçmen gerekiyordu!” diye hesap soruyor. Hem takip mesafesini korumuyor, hem ışık ihlali yapmaya çalışıyor, hem de kuralına uygun duran sürücüyü azarlıyor. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır?

Bir de madalyonun diğer yüzü var: Korku kültürü. MOBESE kamerasının olduğu yerde "nizami" şoför kesilenler, kameranın olmadığı ara yollarda veya kör noktalarda trafik canavarına dönüşüyor. “Nasılsa ceza gelmez” mantığıyla kırmızı ışıkta geçen, kendi canını hiçe saydığı gibi başkasının canını da tehlikeye atan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Kurala uymak için tepemizde illa bir kameranın mı olması lazım? Vicdanımız, aklımız yetmiyor mu?

Özetle; yollarımız düzeliyor, araçlarımız yenileniyor ama direksiyon başındaki tahammülümüz ve trafik bilincimiz geriye gidiyor.

Malatya’nın göbeği var olmasına var ama o göbeği dönecek sabrımız ve kural tanırlığımız yok. Unutmayalım; trafikte öncelik "benim" diyenin değil, kurallara uyanındır. Acele gidenin ecele gittiği yollarda, birbirimizi yanlışa zorlamak yerine, doğruda buluşmalıyız.