Herkes böyle der ama sadece der insanlar belli bir noktaya belli bir huzur ve rahata erişince geçmişini unutur bu insanın doğasında olan bir şey boşuna dememişler insanoğlu çiğ süt emmiştir diye. Geçmişten ders çıkarmak gerekir. Akıllı insan aynı hatayı bir daha yapmaz. Tabi geçmişi de ısıtıp ısıtıp tekrar piyasaya getirmemek gerekir. Gerekli yerleri almak yeterlidir. İnsan geçmişte yaşadığı şeylerin deneyimiyle beraber geleceğine bir şeyler katar, ona göre hareket eder…
Geçmişi olmayan insanın geleceği olamaz. Olsa da sağlıklı bir gelecek olmaz. Bazen daha çok sevmenize bazen daha olgunlaşmanıza bazen ise daha çocuklaşmanıza sebep olsa da asla vazgeçmeyin geçmişinizden. İnsan yaşadıklarıyla hayat tecrübesi kazanır. Yaşadıklarımız iyi de olsa kötü de olsa bize bir şeyler katmasını sağlamalıyız. Ne demiş Yunus Özyavuz; ”Bugün ki aklım olsaydı dün yaptıklarımı yapmazdım, ama dün yaptıklarım olmasaydı, bugün k aklım olmazdı.”
Yaşayın ve ders çıkarın yenilgilerinizden gerçekten unutabilen var mı? Bilmiyorum ama bir çoğu geçmişini unutamamıştır. Sadece geçmişi umursamamayı öğretmiştir. Kısacası geçmişini bilinçli unutanı anlamak zor, inanın en dibe vurduğun an bile seni sen yapan onlardandır. Geçmişinizi unutmayın ve vefasız olmayın.
Sevgili Malatya söz okurları, satırlarımın sonuna doğru kardeşimizin yazmış olduğu ve yazımıza çok anlam katacağını ümit ettiğim bir şiir ile devam etmek istiyorum.
GEÇMİŞİNİ UNUTAN DAL
Ey göğe baş kaldıran dal;
Bir serçenin gövdene sığınışını düşün
Denize bak, gölgeleri nasıl yutuyor
Bir çocuk nasıl tutuyor babasının elinden
Bu yokuş ve eteklerine direnen ayak izleri
Tekerlekler, kırılgan bastonlar
Uyanışı müjdeler her sabah
Ten acılı yol hikayesi
Ansızın iner cüzzamlı uçurumlardan
Kabukları dökülür yaraların
Saldırgan, kızgın bir böğe gibi hüzün
Dağıtır çalı çırpı yuvaları kökünden
Gülü açarken seyret, kuzuyu melerken
Bir bebeği emerken gör
Nasıl sarılır hayata, bu nasıl bir güç
Aç kollarını dal, sarıl sımsıkı
Bir sapanın vicdansız hazzından
Fırtınanın kuru öfkesinden koru onları
Merhameti cebinde taşı
Bir kayanında toprak olacağını düşün
Bir derenin kuruyacağını
Ve güneşe kapalı yetim dalgaları
Ey göğe baş kaldıran dal!
Kurtar kendini bu kibirden
Bir filizken yaşadığın korkuları hatırla
Kurtar kendini
Emeksiz zenginlik hayallerinden
Ne kadar yüksekte olursa olsun
Bir yaprağın sonu yine topraktır.