Zorlu ve sıcak bir haziran ayını geride bıraktık. Ama bu zorluk sadece termometrelerin yükselmesinden ibaret değildi. Şehrin asıl sıcağı, binlerce gencimizin ve onlarla birlikte kalbi çarpan ailelerin yaşadığı o yoğun gelecek telaşında gizliydi.

Dile kolay; koca bir ay boyunca gençlerimiz geleceklerini şekillendirmek için durmaksızın ter döktü. Kimi üniversite sınavının o ağır stresi altında saatlerce kalem çürüttü, kimi ise aylarca mevzuat çalışıp, heyecanla hazırlandığı o zorlu mülakat komisyonlarının kapısında, isminin okunmasını bekledi. Şimdi ise o yorucu maraton bitti, yerini belki de sınavın kendisinden daha zor olan o derin bekleyişe, sonuçların açıklanacağı o meçhul güne bıraktı.

Evden çıkarken şöyle bir yirmili yaşlarındaki evladınızın gözlerine baktığınızda, o sessiz gerginliği, "Acaba emeğimin karşılığını alabilecek miyim?" kaygısını okumak hiç de zor değil. Üstelik bu şehrin gençleri, sadece rakipleriyle değil; toz toprak içindeki sokaklarla, yeniden kurulmaya çalışılan bir düzenle ve olağanüstü şartlarla da mücadele ederek o masalara oturdular. Bu yüzden onların gösterdiği çaba, herhangi bir yerdeki gencin çabasından çok daha kıymetli, çok daha takdire şayandır.

Peki bizler, anne babalar, büyükler olarak bu bekleyiş sürecinde onlara nasıl bir ayna tutuyoruz?

Genelde en büyük hatayı, kendi beklentilerimizin yükünü de onların omuzlarına bindirerek yapıyoruz. "Sonuç ne zaman açıklanacak?", "Nasıl geçti, sence olur mu?" şeklindeki iyi niyetli ama yorucu sorular, omuzlarındaki o görünmez yükü daha da ağırlaştırıyor. Oysa şu dönemde bir gencin duymaya en çok ihtiyaç duyduğu şey puanlar, sıralamalar veya mülakat sonuçları değil; "Sen elinden geleni yaptın, sonucun ne olursa olsun biz buradayız ve seninle gurur duyuyoruz" cümlesidir.

Çünkü bu şehrin geleceğini o kağıtlardaki rakamlar değil, bu çocukların umudu, dirayeti ve kendine olan inancı inşa edecek.

Sonuçlar açıklanana kadar bırakın gençlerimiz biraz nefes alsın. Bırakın o sınav stresini, o komisyon heyecanını bir kenara koyup, yazın ve gençliklerinin tadını çıkarsınlar. Onların emeklerinin zayi olmayacağına inancımız tam. Şimdiden, hayallerinin peşinden koşan, pes etmeyen tüm gençlerimizin yolu ve bahtı açık olsun.