Malatya, yalnızca tarihiyle değil, kültürel direnciyle de Anadolu’nun derinliklerinde yankılanan bir şehir olarak karşımıza çıkar. Şehir, geçirdiği sarsıntılara rağmen kimliğini kaybetmeyen, aksine her defasında kültürel değerlerini yeniden inşa eden bir ruha sahiptir.
Malatya, binlerce yıllık tarihin içinde birçok uygarlığın beşiği olmuştur. Arslantepe’den günümüze uzanan bu süreklilik, şehir kültürünün temellerini oluşturur. Her medeniyet, Malatya toprağına iz bırakmış, o iz zamanla bir kimliğe dönüşmüştür. Bugün Malatya’nın sokaklarında gezerken, yalnızca taş binaları değil, kültürün sessiz adımlarını da hissedersiniz.
Bu şehir, tarih boyunca karşılaştığı tüm zorluklara rağmen kültürel hafızasını diri tutmuştur. Halk oyunları, yemek gelenekleri, sözlü anlatılar ve halk şiiri, Malatya’nın toplumsal belleğinde yer etmiş değerlerdir. Kültür, burada alışkanlık değil, bir yaşam biçimidir.
6 Şubat 2023 depremi, Malatya için büyük kırılma noktası olmuştur. Ancak bu felaket, aynı zamanda şehrin kültürel direncini de görünür kılmıştır. Yıkılan binalar, kaybolan mekânlar, kültürün sarsılmaz bir yönünü ortaya çıkarmıştır: Bu insanın yeniden üretme, yeniden kurma gücünü.
Deprem sonrasında Malatyalılar, kayıplarına rağmen şehir kültürünü yaşatmak için el birliğiyle çalıştılar. Yerel sanatçılar sergiler düzenledi, şairler şiirlerle acıyı anlamlandırdı, halk kendi hikâyesini yeniden yazdı. Kültür, bir direniş biçimi olarak şehrin kalbinde yer aldı. Çünkü Malatya’da yaşamak, aynı zamanda ayakta kalmanın estetiğini öğrenmek demektir.
Edebiyat, Malatya’nın kültürel direncini besleyen en güçlü kaynaklardan biridir. Şairler, roman yazarları, denemeciler; her biri bu toprakların sesini kelimelere dökerek ortak bir hafıza yaratmıştır. Yavuz Bülent Bakiler’in dizelerinde Anadolu insanının vakarı, Malatya’nın derinliğiyle birleşir. Edebiyat, yıkımın ardından bile umudu diri tutar; çünkü kelimeler yıkılmaz.
Sanatın gücü, bir şehri yeniden kurmaktan çok, ona yeniden inanmayı öğretir. Malatya’nın insanı da işte bu inançla yoluna devam eder. Her şiir, bir tuğla; her hikâye, bir duvar gibidir. Bu nedenle Malatya’da kültür, sadece geçmişin hatırası değil, geleceğin umududur.
Malatya, Anadolu’nun kültürel hafızasında sarsılmaz bir yer edinmiştir. Şehir, deprem gibi büyük felaketlerden sonra bile kültürel kimliğini koruyarak insanına yeniden umut vermiştir. Çünkü Malatya’da kültür, yalnızca bir geçmiş değil, her gün yeniden doğan bir direniştir. Bu direniş, edebiyatın, sanatın ve insan ruhunun ortak sesidir