Çevre denilince aklımıza, tüm canlıların etkileşim halinde olduğu bir ortam gelir. Çevre, insanların hayatları boyunca yaşamlarını sürdürdükleri ve uyum sağlamaya çalıştıkları fiziki, sosyal ve kültürel ortamdır. Hava, su, toprak her biri çevreyi oluşturan unsurlardır. Bu unsurlar olmadan yaşam olmaz. Yaşamımızın kaliteli şekilde devam edebilmesi için çevresel faktörlerin en iyi şekilde muhafaza edilmesi lazımdır. Maalesef günümüzde çevreye duyulan duyarlılık yok denecek kadar az. İnsan nimetlerinden yararlandığı çevreye bilinçli veya bilinçsiz şekilde zarar veriyor. Verdiği zararın kendisini etkilediğini düşünmeden... Kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için doğanın korunması şarttır. Çünkü, çevre sorunları, ekolojikdöngünün bozulmasına sebep oluyor. İnsanoğlu kendine hizmet eden doğayı, en iyi şekilde korumalıdır. Ne yazık ki; Ormanların tahrip edilmesi, artan sanayi, bilinçsiz yakıt tüketimi gibi faktörler soluduğumuz havanın kirlenmesine, denizlere atılan atıklar, fabrika atıkları suyun kirlenmesine dolayısıyla salgın hastalıklar ve canlı ölümlerine, toprak kirliliği ile de, verimsiz toprak ve canlı ölümü ile sonuçlanmaktadır.

Oysaki yaşadığımız bu dünya hepimizin. Unutmayalım ki; Kirletmemek, temizlemekten daha ucuzdur. Ozon tabakasının delinmesi, ormanların ve birçok canlı türünün yok olma tehlikesi altına girmesi, su ve su kaynaklarının kirlenmesi, etrafımızda ki çöp yığınları doğanın alarm verdiğinin göstergesidir… Bu şekilde devam ederse, çok yakında yaşanacak bir çevre kalmayacak. Doğayı kurtarmak için bilinçlenmeli, korumak için çaba göstermeliyiz. Dünya üzerinde yaşamın devam etmesi, sağlıklı bir şekilde yaşayacağımız bir doğa için daha duyarlı ve özverili olmalıyız. Doğanın korunmasında, biz insanlara büyük görevler düşmektedir. Çünkü doğanın dengesini bozan ve tekrar düzeltebilecek olan insanlardır…

Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler tarafından 1972' de alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Çevrenin korunması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda gösterilen çabaların amacı, insanların daha sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamalarını sağlanmasıdır... Şöyle ki; Doğa, her insanın sahip çıkması ve sevmesi gereken en güzel armağanlardan biridir. Doğa olmadan ne canlı yaşamı, ne de insan yaşamı mümkün olabilirdi. İnsanların soluyacağı bir havai, yaşayacağı bir dünya olmazdı. Fakat ne yazık ki, insan için hayati önem taşıyan doğa, insanlardan hak ettiği değeri göremiyor, çevre insanlar tarafından kirletilmekte ve dünya yaşanmaz hale getirilmektedir. Biz insanlar, doğayı korumak yerine onu hoyratça kullanmakta ve ona en büyük zararı aslında biz vermekteyiz…

Doğa tüm canlıları kucaklar ve ihtiyacı olan her şeyi canlılara verir. Buna karşılık canlıların daha güzel bir dünyada yaşaması için, daha sağlıklı bir çevre için, daha güzel ve temiz dünya için, doğaya sahip çıkalım ve onu el birliği ile yok etmek yerine onu yine, yeniden el birliği ile var edelim. Evet; İnsanlara düşen en büyük görev de, doğayı korumak ve gelecek nesillere problemsiz aktarmaktır.

Kısacası; Doğal çevreyi bozmamak adına, ağaçlara zarar vermemeli, ormanları yok edip yerine binalar yapmamalıyız. Suları kirletmemeliyiz. Onu her zaman korumayı ve yaşatmayı kendimize görev edinmeliyiz.

Gölleri ve denizleri çöp ve kimyasal atıklarla kirletmemeliyiz. Ayrıca içme ve kullanma sularımıza da, kimyasal atıklar atmamalıyız. Ne yazık ki, buna zıtlık koşarak çevremizden duyarsız birçok insan var. Sanki onlara görevmiş gibi çevreyi sürekli kirleten aciz toplum her yerde var... Ağaçta önemli olan yaprağı değil, meyvesidir. İnsan da önemli olan elbisesi değil karakteridir. Doğanın kıymetini, yalnızca çevre koruma haftasında değil, her zaman hatırlayalım. Doğa, sömürülecek, kemirilecek bir şey değildir. Ona sahip çıkalım...