İnsan, doğduğu an ağlayarak dünyaya "merhaba" der. Belki de bu yüzden ağlamak, hayatın en doğal ama en yanlış anlaşılan duygularından biridir. Oysa gözyaşı sadece acının değil; sevincin, özlemin, heyecanın, korkunun ve hatta yorgunluğun da dilidir.

Toplum uzun yıllardır ağlamayı zayıflıkla eş tuttu. "Güçlü ol, ağlama." dediler. Özellikle erkek çocuklarına küçük yaşlardan itibaren öğretilen bu cümle, birçok duygunun içe gömülmesine neden oldu. Oysa gözyaşı, insanın en dürüst itiraflarından biridir. Çünkü gözler, dilin söyleyemediğini çoğu zaman sessizce anlatır.

En çok acıdan ağladığımızı düşünürüz. Bir kaybın ardından, kırılan bir kalbin ortasında ya da çaresiz kaldığımız bir anda gözlerimiz dolar. Ama ağlamanın tek sebebi hüzün değildir.

Hiç yıllarca beklediği haberi alınca ağlayan birini gördünüz mü? Üniversiteyi kazandığını öğrenen genç, yıllar sonra evladına kavuşan anne, uzun süren tedavinin ardından "iyileştiniz" cümlesini duyan bir hasta... İşte bunlar mutluluğun gözyaşlarıdır. Kalp o kadar dolar ki, kelimeler yetmez; gözyaşları konuşur.

Bazen heyecandan ağlarız. Nikâh masasında imza atmadan önce, sahneye çıkarken, yıllardır hayalini kurduğumuz bir işe kabul edildiğimizde... O an bedenimiz, duyguların yoğunluğunu gözyaşıyla dengeler.

Korkunun da kendine özgü bir gözyaşı vardır. Büyük bir tehlikeyi atlattıktan sonra gelen o sessiz ağlama... Aslında korkunun değil, kurtulmuş olmanın verdiği rahatlamanın dışa vurumudur.

Bir de yorgunluğun gözyaşı vardır. Günlerce güçlü görünmeye çalıştıktan sonra, kimsenin olmadığı bir odada sessizce dökülen yaşlar... Bazen tek bir söz, bazen küçük bir kırgınlık, aslında günlerdir biriken yükün kapağını açar. İnsan çoğu zaman o olaya değil, taşıdığı bütün ağırlığa ağlar.

Özlem de ağlatır. Uzakta kalan bir anneye, çocukluk evine, eski bir şarkıya, yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafa... Çünkü bazı duyguların zamanı geçmez. Sadece derinliği değişir.

İnsan bazen kendine ağlar. Yapamadıklarına, geç kaldıklarına, söyleyemediklerine... Aynanın karşısında kimse görmeden dökülen o birkaç damla gözyaşı, belki de en gerçek olanıdır.

Bilim insanları, duygusal gözyaşlarının sadece gözü nemlendirmekten ibaret olmadığını söylüyor. Stres hormonlarının azalmasına yardımcı olduğu, kişinin psikolojik olarak rahatlamasını sağladığı ifade ediliyor. Belki de bu yüzden ağladıktan sonra derin bir nefes alırız. Sanki içimizdeki yük biraz hafiflemiştir.

Belki de hayatı güzel yapan şey, her duyguyu yaşayabilmektir. Gülmek kadar ağlayabilmek de insan olmanın bir parçasıdır. Çünkü gözyaşı, bazen bir vedadır, bazen bir başlangıç. Bazen kaybetmenin sessizliği, bazen de yeniden umut etmenin ilk cümlesidir.

Bu yüzden birini ağlarken gördüğümüzde hemen susturmaya çalışmak yerine, belki de yanında sessizce durmayı öğrenmeliyiz. Çünkü bazı gözyaşlarının ilacı sözler değil, hissedilen bir varlıktır.

Unutmayalım; gözyaşı sadece gözden düşmez. Bazen kalbin yükünü de alıp gider. Ve insan, kimi zaman ağladığı için değil; ağlayabildiği için iyileşir.