Hak sahipliği, barınma, yanlış adres ve numaralandırma sorunlarıyla boğuşan Malatyalıların sesi artık duyulmalı!

Malatya, 6 Şubat depremlerinin ardından büyük bir yıkım yaşadı. Binlerce insan evini, iş yerini, anılarını ve yıllarca emek vererek kurduğu yaşamını kaybetti. Aradan geçen zamana rağmen şehirde yeniden ayağa kalkma mücadelesi devam ediyor. Ancak bugün gelinen noktada acı bir gerçekle karşı karşıyayız: Malatya'da depremin yaraları sarılmaya çalışılırken, çözülmeyen idari sorunlar yeni mağduriyetler doğuruyor.

Şehrin dört bir yanında inşaatlar yükseliyor, konutlar teslim ediliyor, yeni yerleşim alanları oluşturuluyor. Peki, bütün bu çalışmaların merkezinde olması gereken insanımız ne durumda? Herkes yeni konutuna kavuşabiliyor mu? Hak sahipliği meselesi gerçekten çözüme kavuştu mu? Barınma sorunu yaşayan vatandaşların sesini kim duyuyor?

Ne yazık ki cevaplar iç açıcı değil.

Depremde evi yıkılan, ağır hasar gören ya da kullanılamaz hâle gelen vatandaşlarımızın önemli bir bölümü hâlâ hak sahipliğiyle ilgili sorunlarla uğraşıyor. Kimi vatandaş hak sahibi sayılmadığını düşünüyor, kimi başvurusunun neden reddedildiğini anlamaya çalışıyor, kimi de mevcut kararların yeniden değerlendirilmesini bekliyor.

Bir tarafta konutların teslim edildiği açıklanırken diğer tarafta yıllardır çözüm bekleyen insanların bulunması, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: *Yeniden inşa sürecinin başarısı yalnızca kaç konut yapıldığıyla mı ölçülür, yoksa kaç vatandaşın mağduriyetinin giderildiğiyle mi?*

Unutulmamalıdır ki hak sahipliği bir lütuf değil, hukuki ve insani bir meseledir. Her vatandaşın durumu adil, şeffaf ve titiz bir şekilde değerlendirilmelidir.

Malatya'da yeniden yapılanma sürecinin beraberinde getirdiği önemli sorunlardan biri de adres ve bina numaralandırmasıdır.

Yıkılan binaların yerine yenileri yapılırken sokakların, caddelerin, kapı numaralarının ve bağımsız bölümlerin kayıtlarında yaşanan uyumsuzluklar vatandaşları zor durumda bırakabiliyor.

Bir vatandaşın resmî kayıtlardaki adresiyle fiilen oturduğu yerin farklı olması, basit bir yazım hatası olarak değerlendirilemez. Çünkü bu yanlışlık; hak sahipliği işlemlerinden elektrik, su ve doğal gaz aboneliklerine, nüfus kayıtlarından tebligatlara, tapu ve belediye işlemlerinden sosyal yardımlara kadar birçok alanda ciddi sorunlara yol açabilir.

Düşünün ki yıllardır yaşadığınız evin adresi değişmiş, bina numarası yanlış girilmiş veya daireniz resmî kayıtlarda başka bir yerde görünüyor. Vatandaşın kendi evinde kendisini ispat etmeye çalışması kabul edilebilir mi?

Bu nedenle belediyeler, ilgili kamu kurumları ve adres kayıt sisteminden sorumlu birimler arasında koordinasyon sağlanmalı; Malatya genelinde adres ve numaralandırma hataları tespit edilerek kapsamlı bir düzeltme çalışması yapılmalıdır.

Bir başka önemli mesele ise kiracıların yaşadığı barınma sorunudur.

Deprem yalnızca ev sahiplerinin hayatını altüst etmedi. Kiracılar da evlerini kaybetti, düzenleri bozuldu, ekonomik yükleri ağırlaştı. Kira fiyatlarının yükseldiği, konut bulmanın zorlaştığı bir ortamda kiracılar çoğu zaman kendilerini sistemin dışında kalmış hissediyor.

Elbette mülkiyet hakkı ile kiracılık statüsü birbirinden farklıdır. Ancak barınma ihtiyacı yalnızca tapu sahibi olanların değil, bu şehirde yaşayan herkesin temel meselesidir.

Yıllarca Malatya'da yaşamış, burada çalışmış, çocuğunu burada büyütmüş, vergisini ödemiş, şehrin ekonomisine katkı sunmuş bir kiracının yaşadığı barınma sorununu görmezden gelmek sosyal adalet anlayışıyla bağdaşmaz.

Kiracılar için oluşturulan desteklerin yeterliliği, uygulanabilirliği ve gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşmadığı yeniden değerlendirilmelidir. Özellikle dar gelirli, yaşlı, engelli ve çocuklu ailelerin barınma sorunlarına yönelik kalıcı çözümler üretilmelidir.

Malatya'da bugün yaşanan sorunlar birbirinden bağımsız değildir. Hak sahipliği belirsizlikleri, yanlış adres kayıtları, numaralandırma hataları ve kiracıların barınma sıkıntıları aynı büyük sorunun farklı yüzleridir: Yeniden yapılanma sürecinde vatandaşın yaşadığı sorunların yeterince hızlı ve bütüncül biçimde çözülememesi.

Buradan yetkililere açıkça seslenmek istiyorum:

Hak sahipliği konusunda çözümsüz kalan dosyalar yeniden incelensin.

Ret gerekçeleri vatandaşlara açık ve anlaşılır biçimde bildirilsin.

Yanlış adres ve bina numaralandırmaları için kapsamlı bir saha çalışması yapılsın.

Belediyeler ile ilgili kamu kurumları arasında veri ve işlem koordinasyonu sağlansın.

Kiracıların barınma sorunlarına yönelik gerçekçi ve kalıcı destekler geliştirilsin.

Vatandaşın başvurularına cevap alabileceği, sorunlarını takip edebileceği etkili bir çözüm mekanizması oluşturulsun.

Malatyalı artık sürekli dilekçe yazmak, kurum kapılarında beklemek, bir kurumdan diğerine gönderilmek istemiyor. İnsanlar kendilerine yeni bir hayat kurmak, çocuklarının geleceğini düşünmek ve huzur içinde yaşamak istiyor.

MALATYA'NIN TAŞI TOPRAĞI YENİLENİRKEN, İNSANININ UMUDU ESKİMEMELİ!

Bir şehri yeniden inşa etmek yalnızca beton dökmek, bina yükseltmek, yol yapmak değildir. Bir şehri yeniden inşa etmek; insanının hakkını teslim etmek, mağduriyetini gidermek, barınma ihtiyacını karşılamak ve geleceğe güvenle bakmasını sağlamaktır.

Malatya'nın yeni binalara olduğu kadar adalete, hakkaniyete, sosyal duyarlılığa ve çözüm üreten bir yönetime de ihtiyacı var.

Unutulmasın: Yanlış yazılmış bir adres düzeltilebilir, eksik bir numara tamamlanabilir, çözümsüz kalmış bir dosya yeniden incelenebilir. Ancak vatandaşın devlete ve geleceğe olan güveninde meydana gelen aşınmayı gidermek çok daha zordur.

Malatya halkı ayrıcalık istemiyor; hakkını, hukukunu ve insanca yaşama koşullarını istiyor.

Yetkililere son sorumuz şu: Malatya'nın binaları yükseliyor, peki Malatyalının mağduriyeti ne zaman sona erecek?

Saygılarımla...